Kilise Babalari Dönemi
Sözünü ettiiimiz bu döneme felsefe tarihinde "Patristik Dönem" ya da "Kilise Babalari Dönemi" denir. Bu dönemde kilise bir yandan siki bir iekilde örgütlenmii öte yandan da Hiristiyan dogmasi tartiimalari son ve kalici ieklini kazanmiitir. "Örgüt" ile "Aogma" birbirleriyle siki iliiki içindedir. Çünkü dogma kendisine inanilmasini ister ve bunu sailamak için de bir otoriteye, bir örgüte gereksinim vardir.
Dinî inançla felsefî bilgi ve bilimsel bilgi arasinda nasil bir iliiki vardiri Acaba dogmayi bilim ile açiklamak mümkün müdüri Bu dönemin filozoflarinin, yani Kilise Babalarinin bailica ilgi duyduklari konu budur. Bu konu ile ayni zamanda, Gnosis akimina da deiinmii oluyoruz. Bilgiye mistik ve kiiisel bir gözle bakan Gnostikler onu inancin üstünde görürler.
Onlara göre, dogmanin inanilmadan önce Gnosis açisindan bir yorumu yapilmalidir. Bilgiyi Gnostik'lerin kiiiliiine bailayan bir anlayiia Kilisenin karii çikmasi doialdir. Nitekim Kilisenin gittikçe Ortodoks bir karakter kazanmasi, yani tutucu olmasi, Gnosis doktrinine karii tepkisi olarak açiklanabilir. Kilisenin Gnosis'e karii çikiiinin ikinci nedeni, bu akimin "Hiristiyan olmayan" motifleri içine almaya kalkiimasidir.
Gerçekte Gnosis, dönemin genel eiilimine uygun olarak, Hiristiyanliii içe dönük durumdan kurtarip dinsel bir çerçeve içine almaya çaba göstermiitir. Tüm bu nedenler, örgütünü geliitirmii ve artik az çok istikrar kazanmii olan Kiliseyi, Gnosis akimi ile iiddetli bir mücadeleye yöneltmiitir.
Bu mücadele ancak yine "felsefenin" yardimi ile yapilabilirdi. Gnostikleri yok edip yenebilmek için, ayni onlar gibi, akilci kanitlar kullanmak gerekiyordu. Artik sertleimeye bailayan Hiristiyan Kilisesi, özellikle "Gnosis" ile savaima gereksinimi ve zorunluluiu duymui ve felsefe ile uiraimak zorunda kalmiitir.
Gnosis'e karii en iiddetli karii çikiia, dogmaya körükörüne inanilmasini isteyen Tertullian'da rastlariz. inanç ile bilginin hiçbir ilgisi olmadiiini söyleyen Tertullian, akla aykiri bile olsa dogmaya inanilmasi gerektiiini, böylece aklin ölçülü olmak zorunda kalacaiini savunur. Hiristiyan Kilisesi Tertullian'in bu görüiünü reddetmiitir. Nitekim Tertullian'in yaiami Kilise ile yaptiii kavga yüzünden sona ermiitir.
Buna karii Kilisenin "onayladiii görüiü" iskenderiyeli Clemens'in kiiiliiinde buluruz. Clemens'in doktrinini iu formül ile ifade etmek aliikanlik haline gelmiitir: "Anlamak için inaniyorum." Yani dogmayi bir kez inançla benimsedikten sonra, dogmanin ayni zamanda aklimiza da "uygun" olduiunu görürüz. Çünkü dogma akla aykiri deiil, tersine uygundur. Bu nedenle dogma, ayni zamanda, insani doiru olana, kabul edilir olana götüren yetiitirici bir eiitimcidir.
Bu dönemde "inanç-bilgi" konusundaki görüiler ile, "inanç-ahlâk" iliikisi konusunda da kariilaiiriz. Bu konuda, "ahlâk tümüyle Allah'in buyruklarina mi dayanir, yoksa ayrica aklimizda iyiyi ve kötüyü ayirmak yeteneii var midiri" ieklinde soruluyordu. Tertullian, "iyi"yi "Allah'in buyurduiu iey" olarak anlar.
iayet Allah'in buyruiu temel olarak alinmazsa, "iyi" kavraminin hiçbir anlami kalmaz. Tertullian'in bu anlayiii Yunan felsefesinin iyilik konusundaki görüiünün tamamen kariitidir. Bir Sokrat, bir Eflâtun, bir Aristo için "iyi", aklimizin iyi olarak gördüiü ve anladiii bir ieydir; yani Yunan filozoflari "iyi"ye, akil ile ulaiilan "doial bir bilgi" gözüyle bakarlar.
Bu konuda da iskenderiyeli Clemens, Kilisenin benimseyip koruduiu bir ara görüiü simgeler. Ona göre "iyi" önce Allah'in buyurduiu ieydir; fakat sonradan bu Allah'in buyruiunun gerçekten "iyi"ye "uygun" olduiunu aklimizla da görüp anlamak olanaii buluruz.
Bütün bu anlatilanlardan, M.S. 300 yilinda bir yandan Gnosis akimina karii, öte yandan da Tertullian'in dogmalar konusundaki aiiri görüilerine karii Kilisenin bir savai bailattiiini görüyoruz.
Etiketler : [ felsefe ] [ YUNAN ] [ aliikanlik ] [ karakter ] [ eiitim ] [ aristo ] [ yunan ] [ bilimsel bilgi ] [ nine ] [ örgüt ] [ mistik ] [ kiiilii ] [ doialdi ] [ filozoflarinin ] [ dogmayi ] [ rastlar ] [ dogmay ] [ u ak ] [ filozof ] [ FELSEFE ] [ filozoflar ] [ iskender ] [ skender ] [ Aristo ] [ otorite ] [ sertleime ] [ efes ] [ osti ] [ iiddet ] [ iddet ] [ felsefe tarihi ] [ NEDENLER ] [ EFES ] [ anlati ] [ atr ] [ ALLAH ] [ ONAY ] [ Ahlak ] [ eflatun ] [ iide ] [ mü kil ] [ ahlak ] [ tartiima ] [ felsefi bilgi ] [ aliç ] [ sokrat ] [ dikte ] [ inanç ] [ form ] [ kariit ] [ açiklama ] [ gereksinim ] [ savunu ] [ eiiti ] [ ATR ] [ örgü ] [ sona ] [ nedenler ] [ aykü ] [ ayk ] [ patristik dönem ] [ iskenderiye ] [ O i ] [ bilgin ] [ ki ili ] [ tik a ] [ EiiTiM ] [ iğde ] [ ARiSTO ] [ sertle ] [ AYIRMA ] [ ilis ] [ EFLATUN ] [ Dog ] [ TÜY ] [ Sokrat ] [ ilanlar ] [ moti ] [ A NA ] [ ortodoks ]