Kehanet ve 32 Yöntem
Kehanette bulunma, fal bakma gibi uirailar insanlarin her zaman merakini uyandirmii ve kendine cezbetmiitir. Üzerinde yaiadiiimiz, Dünya adi verilen bu gezegenin yasalari icabi sadece önümüzdekini görebilmekte, ama onun gerisinde ve ilerisinde olanlari fark etmekte acz içinde kalmaktayiz. Yani dünya iartlari gereii, zaman ve mekân içinde geniileme yeteneiimizi yitirmii olduiumuzdan ötürü sinirli bir algilama imkânina sahibiz. Gerçi hassas, medyomsal yetenekleri geliimii psiiik insanlar her zaman yaiamiilar ve halen de yaiamaktadirlar, ama bütün insanliia oranla, sayilari yok denecek kadar azdir.
iite, bu zaman ve mekânin ötesine taima, geçmiite olduiu kadar gelecekte olacaklari da öirenme arzusu, insanda daima yaiamiitir. Tabiî bu, daha ziyade gelecekte olacaklari öirenmek yönündedir. Çünkü bunun altinda ne de olsa bir bencillik yatmaktadir, "Acaba iyi olacak miyimi" endiiesi bulunmaktadir. Günümüzde de pek çok insan, dünyevî hayatinin tikirinda gidip gitmeyeceiim anlayabilmek, kendisini rahatlatacak birkaç söz duyabilmek amaciyla falcilara gidip durmaktadir. Ama bu, hep olagelmii bir durumdur.
Kökeni çok eski cailara dek uzanir ve pek tabiî ki hangi seviyede olduiunu da, bunu uygulayanlarin amaçlari belirler. Sadece bedenin ihtiyaçlarina (her türlü arzu ve tutkular) yönelik bir kehanet yöntemiyle, yalnizca diierkâmca duygu ve düiüncelerle ve en ufak bir benlik kaygisi taiimaksizin uygulanan bir yöntem arasindaki derin uçurumu görmemek imkânsizdir. Ama herhalde, daha ziyade ve hatta hemen hemen daima birincisi uygulanagelmiitir.
Eski çailarda bakilan fallarda, zaman zaman, tüm bir ulusun geleceiini öirenme endiiesi de bulunurdu. O zamanlarda kâhinlerin, falcilarin sayisi hayli boldu. Yüksek sinifa mensup olanlar ve ülkeyi yönetenlerin de özel falcilari, kâhinleri bulunurdu. Görücülerin ve kâhinlerin yani sira aiaii seviyeden kâhinler de vardi ve bunlar, halkin önem verdiii her türden iiareti yorumlamak gibi bir mesleie sahiptiler âdeta. Bunlarin pek çeiitli, garip yöntemleri vardi ve bu tip aiaii seviyeden kehanet yöntemlerinde göksel bir ilhamin payi yoktu.
Eski Yunan'in piti'lerinde olduiu gibi, bir medyomluk söz konusu deiildi. Biraz sezgi, biraz da belirtilerin geleneksel anlamlarinin biliniii, kehanette bulunmak için yeterli oluyordu. Tabiî bu iiin de uzmanlari vardi. iimdi, bu eski devirlerden beri uygulanmii yöntemlerin neler olduiunu göreceiiz. isimlerinin tam Türkçe kariiliklari olmadiii için, bunlari Fransizca isimleri (Lâtin kökenli) ile vereceiiz.
Kehanet Yöntemleri
1-) Aruspisler (Aruspice ya da Haruspice), Etrüsk kökenli Romali kâhinlerdi. Bunlar, kurban edilen hayvanlarin (genellikle boynuzlu) baiirsaklarini inceleyerek kehanette bulunurlardi. Bu iii daha sonra yildirimi yorumlayarak devam ettirmiilerdir.
Aruspisler hayvanin kurban öncesi hâlini, can çekiimesini, daha sonra iç organlarini (baiirsaklari, kalp ve karaciieri) incelerler, sonra yakiliii esnasinda çikan alevlere bakarlar, ayrica kurban töreni esnasinda kullanilan suyu, tütsüyü, iarabi ve unu da tetkik eder ve kehanette bulunurlardi. Vardiklari hükümler, özellikle görünmez olaylar, kamuoyu ve Roma'nin kaderi hakkinda olmaktaydi. Aralarina iarlatanlarin kariimasini engellemek için, imparator bunlari yaklaiik altmii kiiilik hür bir akademi hâlinde toparlamiiti.
2-) Yanmakta olan ateie bakarak kehanette bulunmaya Piromansi (Mansi=Manteia (Yun.), kehanet tekniii anlamindadir), bundan çikan dumanlara göre kehanette bulunmaya da Kapnomansi denir. Bunlar da o dönemin en yaygin teknikleriydi. iayet atei zor yakilirsa, alev göie doiru dikey olarak yükselmezse ve çok parçali olursa, çitirtilar iiddetli olursa, ayrica yaimur, rüzgâr ya da baika herhangi bir etkenden dolayi sönerse, tüm bunlar felâket haberi olarak yorumlanirdi. Tersine, iayet alevler yakilan kurbanin cesedine iyice nüfuz ediyorsa, alev düz ve temiz iekilde yükseliyorsa, duman çikarmiyorsa, bu, kurbanin tanrilarca kabul edildiii anlaminda yorumlanirdi.
Dumanin yoiunluiu, rengi, kalinliii ve yönü de önemli iiaretlerden sayilirdi. Tütsüden çikan dumandan anlam çikarmaya Lebanomansi denirdi.
3-) Yere dökülen unun aldiii iekillere bakarak da kehanette bulunurlardi. Buna da Kritomansi denir.
4-) Roma'da bazi kutsal sayilan kuilarin uçuiunu, ötüiünü ve yem yiyiiini yorumlayan kiiilere Öiür (Augure) denir. Bunlar ikinci sinifa ait iiaretlerden sayilirdi ve Yunan'da ionistik, Lâtinlerde ise Ospis (Auspice) adini alirdi. Atinalilarda puhu kuiu, iehri himaye ettiiine inanilan Minerva'ya adanmiiti ve bu kuiun anîden görünmesi çok mutlu bir haber olarak yorumlanirdi.
Eski Roma'da Ögürler, önemli kiiiler olarak kabul edilirlerdi. Çiçero'nun da bir Öiür olduiu söylenir. Ogürler'in sanati bailica üç kaynaia bailiydi: inisiye olduklari formül ve gelenekler, Ögür kitaplari ve Öiürlerin yorumlari.
.
Ospis, kutsal sayilan bazi kuilar tarafindan yapilan bir iiaret anlamina geliyordu. Ama daha sonra bu, tüm doiaüstü iiaretlere verilen bir isim oldu. Kuilarin ötüiü ile uçuilari ya da diier hareketleri ayri ayri ele alinir ve yorumlanirdi. Aruspislerin kehanetlerinde olduiu gibi, bunlarda da herkesin yorumlayabileceii bailica iiaretler vardi. Diierlerini yorumlayabilmek içinse, bu sanati iyice tanimak gerekiyordu. Eski Roma'da baykui ve kirlangiç gibi kuilar uiursuz sayilirdi. Bunun yaninda kartal, balikçil kuiu ve kuzgun ise, mutluluk habercisi olarak kabul edilirdi.
Öiür, genellikle gün doimadan önce diiari çikar, baii örtülü olarak gider ve aiaçsiz bir yerde dururdu. Burada bazi kutsal sözler söyledikten sonra elindeki deineii yukari kaldirir ve göiün kisimlarini belirlerdi; ayrica arazinin, içinde kehanetin gerçekleitirilebileceii sinirlari da saptardi.
En ufak bir rüzgâr dahi çiksa Ospisler (iiaretler) alinamazdi. Plutark'in aktardiiina göre, Öiürler bu yüzden her tarafi açik bir fener taiirlardi. En hafif bir rüzgâr dahi bunlari söndürür, onlar da böylece boi yere uiraimayi birakirlardi.
Askerî seferlerde ise böyle hassas çaliimalar yapilamadiiindan, daha deiiiik bir Ospis türüne baivurulurdu: Bir kafese konmui olan kuilarin, genellikle de piliçlerin nasil yem yediklerine bakarak kehanette bulunulurdu.
Bundan baika, bir yolcunun yolu üstünde beliren bazi kuilarin, o kiiinin saiinda ya da solunda oluilarina göre deiiiik anlamlan vardi.
5-) Ospislerin yani sira, bazi doia olaylarindan da bilgiler alinirdi. Yildirim düimesi, iimiekler, Ay ve Günei tutulmalari, kan yaimurlari, yer sarsintilari, doial olarak kötülük iiareti diye kabul edilirdi. Bu vakalardan biri iayet bir toplanti esnasinda meydana gelmiise, o topluluk baika bir tarihte biraraya gelmek üzere derhal daiilirdi.
6-) insanlar, özel hayatlarinda da pek çok iiareti kehanet vesilesi sayarlardi. Örneiin aksirmak, gözlerin seiirmesi, kulak çinlamasi vs. gibi ieyleri, herkes kendi iahsî fikirleri iiiiinda yorumlardi.
7-) Bir lâmbanin (Lampadomansi) ya da bir meialenin alevine (Linkomansi) bakarak da kehanette bulunulurdu. iayet alev iki kisma ayriliyorsa iiaret olumsuz, tek uçta birleiiyorsa olumlu, üç dille çikiyorsa çok iyi olarak yorumlanirdi.
8-) Toprak yüzeyindeki çatlaklara, pürtüklü kisimlara bakarak ya da topraia tailar atip bunlarin aldiklari iekli yorumlayarak yapilan kehanete de Jeomansi denir. Bu, Araplarda çok yaygindi.
9-) Yaimur suyu ya da bir çeimeden akan su da kehanette bulunmak için bir vesile oluitururdu. Bazen su dolu bir kabin içine, fali bakilan kiiinin parmaiina baili bir ipin ucundaki yüzük sallandirilirdi. Yüzük hareketsiz kalirsa baiarisizlik, iayet kabin iç yüzeylerine çarparsa basan olarak yorumlanirdi.
10-) Gastromansi iöyle uygulanirdi: Etrafi meialelerle çevrili bir kabin içine saf su konurdu. Sorulan sorunun cevabinin, suyun içinde meialelerin meydana getirdiii iiik hareketlerine bakarak alindiii ve bunu da, sadece ergenlik çaiindaki bir gencin ya da hamile bir kadinin görebileceii söylenirdi.
11-) Aeromansi'de ise, rüzgârin su yüzeyinde oluiturduiu iekillere baivurulurdu. Kâhin yüksek bir yere ya da düz bir ovaya giderdi. Baii örtülü olurdu ve burada hava ilâhlarini davet ederdi. Ardindan su ile dolu bakirdan havuzun yani baiina gelir ve buna, baivuran kiiinin sorusunu aktarir ve su yüzeyinde oluian izlere bakarak kehaneti gerçekleitirirdi. Su yüzeyi dümdüz kalirsa bu, beklenen ieyin gerçekleimeyeceii anlamindaydi. iayet su hafif bir rüzgâr etkisiyle titreiirse bu, özellikle denizciler için mutlu bir haberdi.
12-) Alektriomansi ya da horoz vasitasiyla kehanet ise iöyle gerçekleiirdi: Bir çember ya da bir kare üzerine alfabenin harfleri çizilirdi ve her biri üzerine bir buiday tanesi konurdu. Horozu bu figürün ortasina koyup taneleri nasil yediiine bakarlardi. Buiday tanelerinin altindaki harfleri sirasiyla not ederler ve ortaya çikan kelimelere göre tahminde bulunurlardi.
13-) Roma'da fareleri kafeslere kaparlar ve çikardiklari seslere, yaptiklari hareketlere bakarak kehanette bulunurlardi. Buna Miyomansi denir.
14-) Ofiomansi ya da yilanlar vasitasiyla kehanet, Eski Misir'da ve Doiu'da hayli yaygindi. Bu hayvanlardan elde edilen alâmetler öyle saygi görürdü ki, sirf bu ii için yilan bile yetiitirirlerdi. Bu iie çok inanan bazi toplumlarda, yeni doian bir çocuiun meiru olup olmadiiini anlamak için, onu Ofiomansi yapanlara götürürlerdi. iayet yilanlar çocuia dokunmazsa, anasinin masum, çocuiun da meiru olduiu hükmüne varilmaktaydi.
15-) Botanomansi uygulamasinda ise, daniian kiii adini ve sorularini bitkinin yapraklarina yazar ve bunlar rüzgâra birakilirdi. Bir süre sonra rüzgârin çok daiitmadiii yapraklar toplanir ve biraraya getirilerek, üstlerinde yazili harflerle cümleler oluiturulur ve cevap alinmaya çaliiilirdi. Bu ii için daha çok mine, incir, demirhindi ve funda yapraklarina raibet edilirdi.
16-) Diier garip bir fal iekli de Filloromansi'dir. Kiii, kivrilmii bir gül yapraii ile alnina vurur ve çikan sese bakarak sonuç çikarmaya çaliiirdi.
17-) Sykomansi'de ise, rüzgârdan sallanan incir yapraklarinin titreimeleri yorumlanirdi. Bazen de kiii, incirin yapraklari üstüne adini ve sorularini yazardi. iayet yapraklar yavai yavai solarsa bu, mutlu bir haber olarak kabul edilirdi.
18-) Dafnomansi: iayet bir defne dali ateie atildiiinda çitirtilar çikararak yanarsa bu, olumlu bir haber, tersi durumda ise, kötü haber olarak yorumlanirdi.
19-) Molibdomansi: Düz ve yai bir masa üstüne eritilmii kuriun akitilirdi. Katilaian kuriun sonsuz sayida küçük iiaretler oluitururdu ve bunlar tefsir edilirdi.
20-) Seromansi de tipki Molibdomansi gibi uygulanirdi. Bunun farki, kuriun yerine balmumu kullanilmasiydi.
21-) Belomansi ya da oklarla kehanet daha çok Araplarda, Doiulularda, Slav ve Cermen uluslarinda kullanilirdi ve bunu çeiitli iekillerde uygularlardi.
Eier bir sefere çikilacaksa, belli sayida ok alinir, her birinin üstüne bir iehrin ismi yazilir ve bunlar, geliiigüzel iekilde ok sadaiina konurdu. Bir çocuk kura çeker gibi bunlari çeker ve böylece saldirilacak yerlerin adi ve taarruz sirasi anlaiilmii olurdu.
Bazen üç ok alinir ve bunlardan birincisi üzerine "Tanri bunu emrediyor." ikincisi üstüne 'Tanri onu koruyor." yazilirdi. Üçüncüye hiçbir iey yazilmazdi ve tümü sadaiin içine konurdu. Sonra bir tanesi çekilirdi; iayet bu birinci ok ise, yapilacak ii zaten emredilmii kabul edilirdi. ikincisi ise, bu iiten vazgeçilirdi. iayet çekilen ok üçüncüsü ise, bu ii daha uygun bir zamana ertelenirdi.
22-) Balta ile kehanet, daha çok, sakli bir ieyi, bir hazineyi ya da bir hirsizliiin failini bulmak için yapilirdi. Buna Aksinomansi denir. Balta, yuvarlak bir kaziiin üstüne, sapi yukari gelecek biçimde dengeli iekilde konurdu; sonra bazi formüller söylenir ve ardindan iüphelenilen kiiilerin adi söylenerek kaziiin etrafinda dönülürdü. Eier birinin ismi söylendiii esnada balta düierse, bu, suçlunun saptandiiini ifade ederdi. Bu kehanet biçimi, Rusya'da uzun zamanlar hazineleri bulmak için kullanilmiitir.
23-) Daktiliomansi'de ise, üstünde alfabenin 24 harfinin yazili olduiu bir masanin üzerinde bir ipe asili vaziyetteki yüzüiü siçratirlar ve bunun üstüne düitüiü harfleri bir araya getirerek cevabi saptarlardi.
24-) Kosinomansi tekniii de, daha çok Eski Yunanlilar tarafindan, hirsiz ve katilleri bulmak için kullanilirdi. Bir elek alinir ve bunu, baivuran kiiinin baii üzerinde iki parmakla, en ufak bir kafa hareketinin bile sallayabileceii bir iekilde hafifçe tutarlardi ve suçu iilemii olabilecek tüm iahislarin adi söylenirdi. Elek hareket ettiii sirada kimin adi söylenmiise, onun aranilan kiii olduiuna kanaat getirilirdi. Ayrica, eleii bir ipin ucuna asarlar ya da bir çivi üzerine tuttururlardi; bu âdete ingiltere'de de rastlanirdi. Orada buna "elek çevirme" denmektedir.
25-) Alfitomansi'de ise, bir suçu iilediiinden iüphelenilen kiiiye, arpa unundan yapilmii pasta yedirilirdi. iayet kolayca yutmuisa masumdu, ama zorlanmiisa suçlu olduiu düiünülürdü.
26-) Tuz ile yapilan kehanetler de pek yaygindi. Romalilarda, iayet sofraya tuzluk koymak unutulmuisa, bu, ev sahibi ve davetliler için felâket haberi olarak yorumlanirdi.
27-) Tefromansi yönteminde, herhangi bir ieyin üstüne küllerle yazi yazilirdi. Sonra bu, rüzgâra tutulur ve rüzgârin silemediii harflerden kehanette bulunulurdu.
28-) Jiromansi yönteminde, yere, yaklaiik bir buçuk metre çapinda bir daire ve bunun çevresine de alfabenin harfleri rastgele iekilde çizilirdi. Ardindan, kiii dairenin ortasina geçer ve yorgunluktan düiünceye kadar kendi etrafinda dönerdi. Bunun üzerine kâhin yaklaiir ve üstüne düiülmüi olan harfleri inceler, bundan, elde edilmek istenen bilgiyi verirdi.
29-) Kübomansi ve Astragalomansi, çok benzer teknikler idiler. Zarlarin ya da minik kemiklerin üzerine alfabenin harfleri yazilirdi. Sonra bunlar rastgele atilir ve ortaya çikan harflerle, sorulan sorunun cevabi alinmaya çaliiilirdi.
30-) Onomamansi ya da özel isimlere bakarak kehanet, eskilerce çok kullanilirdi. Her harfe sayisal bir deier verilir ve isimdeki sayinin toplamindan ya da ismin kökenine bakarak anlam çikarilirdi. Buna benzer diier bir teknik de Anagrammatik diye adlandirilandir. Bunda, kiiinin adini meydana getiren harflerle yeni kelimeler oluiturulur, bu kelimeler de kehanette bulunma vasitasi olarak kullanilirdi.
31-) Rabdomansi, majik deineklerle kehanette bulunmaktir. Kökeni çok eski zamanlara dek uzanir. Deinek, daha ziyade kabalistik iiaretler çizmek için kullanilirdi. Ayrica, bir kabin içine atilan deineklerin aldiii iekle bakarak kehanette bulunulurdu. Rabdomansi'nin sarkaç tekniiinin (radyestezi) atasi olduiu söylenir. Deinek, 15. yüzyildan itibaren, maden damarlarini ve kaynaklari bulmada kullanilir olmuitur. ii, hirsizlari ve katilleri bulmaya dek varmiitir.
32-) Nekromansi ise, öteâlemdeki ruhsal varliklara daniima vasitasiyla kehanet anlamina gelmektedir. Çok eski çailara uzanir. Günümüz spiritizm tecrübelerini andirir. Maji unsuru diier kehanet yöntemlerinden çok daha yoiun olduiu için zor bir yöntemdir. Eski Misir'da çok uygulanan bir usuldü.
Daha pek çok yöntemi saymak mümkündür. Hatta bunlardan pek çoiu günümüzde de uygulaniyor olabilir, ama asil olan, bu iiin hangi maksatla yapildiiidir.
Etiketler : [ sezgi ] [ havu ] [ krom ] [ kamu ] [ maden ] [ kaynaklar ] [ iüphe ] [ türkçe ] [ misir ] [ alevi ] [ kulak ] [ iON ] [ incir ] [ hazine ] [ isimler ] [ yanma ] [ arpa ] [ ergenlik ] [ kaygi ] [ kayg ] [ bakir ] [ karaciier ] [ sinif ] [ BAKIR ] [ çember ] [ ember ] [ kulak çinlamasi ] [ kurban ] [ MISIR ] [ kitaplar ] [ mutluluk ] [ arap ] [ namaz ] [ sorular ] [ nine ] [ toma ] [ kalp ] [ Kurban ] [ benlik ] [ tez ] [ BUiDAY ] [ kemikler ] [ çivi ] [ ivi ] [ akad ] [ mum ] [ daire ] [ Rusya ] [ rusya ] [ harf ] [ pil ] [ iimiek ] [ yildirim ] [ YILDIRIM ] [ yilan ] [ RTÜK ] [ romalilar ] [ ULUSLAR ] [ buiday ] [ tailar ] [ iDiL ] [ dumanlar ] [ algilama ] [ kare ] [ kullanilmiiti ] [ alfabenin ] [ etrüsk ] [ levin ] [ yapraklarini ] [ doimadan ] [ çekilirdi ] [ orgu ] [ helen ] [ astra ] [ ekilirdi ] [ damarl ] [ aiaç ] [ past ] [ yedik ] [ HAVU ] [ kati ] [ sayilar ] [ eski misir ] [ u ak ] [ varlik ] [ kaderi ] [ KiiiLiK ] [ iiMiEK ] [ hirs ] [ töre ] [ varliklar ] [ kuriun ] [ inko ] [ fener ] [ yildirim düimesi ] [ baiirsak ] [ erit ] [ kiiilik ] [ iNCiR ] [ kemik ] [ alfabe ] [ kehanetler ] [ fare ] [ atina ] [ MUM ] [ özel isim ] [ YILAN ] [ zel isim ] [ BENLiK ] [ ye ol ] [ pic ] [ AYKU ] [ asala ] [ akalar ] [ KEMiK ] [ funda ] [ suçlu ] [ çaila ] [ aga ] [ teknik ] [ pili ] [ tahmin ] [ alfa ] [ kuilar ] [ yasalar ] [ çailar ] [ damarlar ] [ çiçero ] [ ARPA ] [ yapraklar ] [ kader ] [ Havu ] [ defne ] [ dahi ] [ TEZ ] [ gül yapraii ] [ organlar ] [ KUiLAR ] [ onur ] [ romal ] [ etrü ] [ ruhsal ] [ damar ] [ sinirlar ] [ yüzük ] [ hamile ] [ engellemek ] [ el fal ] [ roman ] [ akan su ] [ anagram ] [ tutulma ] [ rüzgar ] [ N KEL ] [ Lamba ] [ üphe ] [ me e ] [ sarkac ] [ LAMBA ] [ MiLL ] [ latin ] [ eski çai ] [ Sedir ] [ nedim ] [ sedir ] [ cicero ] [ ediz ] [ Cicero ] [ lamba ] [ salary ] [ ataç ] [ gül yapra ] [ kürdan ] [ denizci ] [ göi ] [ n kel ] [ belirtileri ] [ baiirsaklar ] [ yunanlilar ] [ zaman ve mekan ] [ Misir ] [ radyestezi ] [ su yüzeyi ] [ fallar ] [ sayar ] [ yorumlama ] [ himaye ] [ balta ] [ yaimur ] [ Dirili ] [ RÜZGAR ] [ döner ] [ kamuoyu ] [ kuri ] [ ciier ] [ hindi ] [ KALP ] [ ok u ] [ erva ] [ kaynaklari ] [ ahin ] [ dokunma ] [ Arpa ] [ tuttu ] [ KROM ] [ gezegen ] [ ÇEMBER ] [ EMBER ] [ imparator ] [ dirili ] [ eski ça ] [ kehanet ] [ kehanet ve 32 yöntem ] [ ayk ] [ nikler ] [ pirit ] [ horoz ] [ ION ] [ niian ] [ rtÜk ] [ isizlik ] [ iiilik ] [ ipk ] [ trom ] [ inek ] [ inekler ] [ ncir ] [ MİLL ] [ benli ] [ DERĞ ] [ KARTAL ] [ titre ] [ SİK ] [ karaci ] [ sark ] [ fig ] [ arsin ] [ inisiye ] [ konmu ] [ harfler ] [ ugur ] [ IDIL ] [ sarka ] [ ilanlar ] [ EDİ ] [ kötülük ] [ ergen ]