Tarih » Genel

Yazinin icadi



Harfler bir ülkeden öteki ülkeye, bir ulustan öteki ulusa geçerken bir baika gezi daha yapiyor. Tailarin üzerinde papirüse, papirüsten mumlu levhalara, mumlu levhalardan pariömene ve pariömenden de kaiida geçiyorlardi. Kumlu topraia ekilen bir aiaç,killi ve bataklik bir alana ekilen aiaçtan nasil deiiiik iekilde büyürse; harfler de taitan kaiida geçen süreçte öylece görünüilerini ve biçimlerini deiiitirdiler. Tai üstünde dik ve dümdüz yükseliyor, kaiidin üzerinde yuvarlaklaiiyordu. Balmumu üzerinde de yildiz biçiminde kivrildilar. Balçik üstünde çivileitiler, yildiz iine biçimi aldilar. Hele kaiit ve pariömen üzerinde sürekli killik ve biçim deiiitirdiler.

Yazi yazmak için çok çeiitli araçlar kullanilmiitir. Hiç elimizden düiürmediiimiz kaiit kalem dünün icadidir. Biraz daha öncelere, ilk insanlarin resimlerden yazinin henüz doimakta olduiu çailara dönersek o zaman yazi yazmanin inanilmayacak kadar zor olduiu görülür. Çünkü o günlerde bu ii için gereken araçlar yoktu. Herkes, ne ile neyin üzerinde nasil yazacaiini kendisi düiünüp bulmak zorundaydi.

O dönemin araçlari arasinda tai, koyunun kürek kemiii,balçik yapraii,çanak çömlek parçalari, yirtici hayvan derileri ve aiaç kabuklari gibi ieyler hep bu dönemde kullaniliyordu. Bütün bunlarin üzerine sivriltilmii bir kemikle ya da çakmak taiiyla kaba bir resim çiziktirmek mümkündü. islam Peygamberi Hz.Muhammed, kutsal kitap Kuran-i Kerim'i koyunlari kürek kemiii üzerine yazdirmiiti. Eski Yunanlilar, halk toplantilarinda oylarini iimdi yapildiii gibi kaiit üzerine deiil de, çanak çömlek (ostrakon)lar üzerine yazarak verirlerdi.

Papirüs bulunduktan sonra bile birçok yazarlar,yoksulluk yüzünden yazilarini çanak çömlek parçalari üzerine yazmak zorunda kalmiilardi. Eski yunan bilginlerinden birinin kitap yazmak için evindeki bütün çanak çömleii kirdiiini anlatirlar. görevle Misir'da bulunan eski Romali asker ve memurlar; bir aralar, papirüs yetersizliiinden hesap pusulalarini çanak çömlek parçalari üzerine yazmiilardir.

Ama palmiye yapraklari ile aiaç kabuklari yazi yazmaya çok daha uygundu. Papirüs bulunmadan çok önce bunlarin üzerine iine ile yazi yazilmaktaydi. Hindistan'da bir çok kitap palmiye yapraklari üzerine yazilmiiti. Yapraklarin kenarlari bir ölçüde kesildikten sonra iplikle dikiliyordu. Bu kitabin kenarlari altinla yaldizlanir ya da renk renk boyanirdi. Böylece çok güzel bir kitap meydana gelmii olurdu. Ormanca zengin olan ülkelerde kayin ve ihlamur aiaci kabuklarindan yapilmii yapraklar üzerine yazi yazilirdi.

Bununla birlikte çok eski çailardan itibaren bir yazi yazma yöntemi vardir;onu bügünde kullanmaktayiz. Bu tai üzerine yazi yazmadir. Taitan kitap, kitaplarin en uzun yaiamlisidir. Bunda 4000 yil önce, eski Misir mezar tapinaklarinin duvarlarina yazilmii olan upuzun hikayeler günümüze kadar gelmiitir.

ÇAMURDAN KAiIDA DOiRU

insanlar çok eskiden beri taitan daha hafif, ama onun kadar dayanikli bir "nesne" aradilar. Tunç üzerine yazmayi denediler. Bir zamanlar saraylari ve tapinaklarini süslemii olan üzerleri yazili tunç levhalari bugün de görmek mümkündür. Bazen bu levhalardan birinin bütün bir duvari kapladiii da olurdu. Levhanin iki yüzüne yazi yazilmiisa, levha bir zincirle asilirdi.

Anlatirlar; Fransa'da Blois kentinde, tunçtan bir kilise kapisi vardir. Bu kilise kapisi bir kitabi andirir. Kapinin üstünde Kont Etienne ile Blois kenti arasinda yapilmii bir antlaima yazilidir. Bu antlaima gereiince halk, Kont'un iatosu etrafina bir duvar çekmeyi kabul ediyor; buna kariilik Kont da iaraptan aldiii vergiyi halka baiiiliyordu. iarabi içenler çoktan dünyadan göçtüler, etrafindaki duvar yikildi. Buna kariilik tunç kapinin kanadi üzerinde kazilmii olan antlaima hala durmaktadir.

Bir ilginç yazi yazma yönetimi daha vardi

Bir zamanlar Dicle ile Firat boylarinda yaiayan Asurlularla Babilliler çok eskiden kullanmiilardi. Koyuncuk'ta, eski baikent Ninova yikintilari arasinda Austen Henry Layard adli bir ingiliz, Asur hükümdari Asur Banibal'in kitapliiini buldu. Bu, içinde bir yaprak kaiit bile bulunmayan çok ilginç bir kitapliktir. Bu kitapliiin bütün kitaplari lüleci çamurundandi.

Lüleci çamurundan oldukça büyük ve kalin levhalar hazirlanirdi. Yazici yazisini üç köieli sivri çomaiiyla bu levhalarin üzerine yazardi. Çomak, çamurun içine batirilip hizla çekilince kalin bailayip incecik kuyruk halinde biten bir iz meydana gelirdi. Babilliler ve Asurlular böylece çok çabuk yazi yazarak çivi yazisinin düzgün ve incecik satirlariyla levhalari (tabletleri) doldururlardi. Bu ii bittikten sonra daha dayanikli olmasi için çömlekçiye verilirdi. Eski Asurlular da çömlekçiler kitap piiirirlerdi. Böylece tai gibi dayanikli kitaplar oluiurdu.

Asurlular balçik üzerine yalniz yazi yazmazlar, basma da yaparlardi. Deierli tailardan, kabartma resimlerle süslü merdane biçiminde mühürler kazirlardi. Bir antlaima yaptiklarinda bu merdaneyi balçik tablet üzerinden geçirirlerdi. Böylece tablet üzerinde çok iyi seçilebilen bir mühür çikardi. Basmalar üzerindeki desenler bugün bu yolla yapilmaktadir. Rotatif basma makinesi de bu türde çaliimakta ve yazilar merdanenin üzerinde bulunmaktadir.

PAPiRÜS BULUNUYOR

Misirlilarin icat ettikleri kitap ise çok garipti. Uzun, çok uzun ve yüz metrelik bir ierit düiünün: Bu ierit kaiittan yapilmiia benzerse de bu genelde "acayip" bir kaiitti. Elinize alip iiiia tutarsaniz,incecik bir çok çapraz çizgilerden yapilmii karelerden meydana geleceii görülecektir. Bir parçasini koparirsiniz, gerçekten de tipki hasira benzeyen bir takim-eritlerden örülü olduiu kolayca anlaiilir. Görünüite bu kaiit; sari, parlak ve perdahlidir. Balmumu levhalar gibi kolay kirilabilir de...

Üzerindeki satirlar ieridin uzunluiunca deiil de, dikine; onlarca, hatta yüzlerce sütunlar halinde yazilmiitir. Eier satirlar ieridin uzunluiunca yazilmii olmasaydi, her satiri okumak için ieridin bir baiindan öteki baiina kadar gidip gelmek gerekirdi. Bu garip kaiit kendisinden daha garip bir bitkiden elde ediliyordu. Nil kiyilarinin bataklik yerlerinde çiplak, uzun gövdeli ve tepesinde püsküllü olan yine garip görünüilü bir bitki yetiimekteydi. Bu bitkinin adi papirüstü. Dil bilim olarak da kelime bir çok dilimize geçmiitir. Papier (Almanca ve Fransizca), paper (ingilizce) olarak dünya dillerinde örnekleri vardir.

YAZI YAZMADA iLK ARAÇLAR

Mumu bilmeyenimiz yoktur. Balmumundan bir kitabi görenlerimiz ise çok azdir. Yai gibi eritilebilen bir kitap, tuila kitaplardan da, ierit kitaplardan da çok daha yadirgaticidir. Romalilarin icat ettiii balmumundan kitaplarin neredeyse geçen yüzyilin baiarinda, Fransiz devrimine kadar kullanildiiini bilenler pek azdir. Balmumundan kitap bizim cep defterimiz büyüklüiünde birkaç levhadan yapilmiitir. Her levhanin ortasinda buraya sari ya da siyaha boyanmii balmumu doldurulurdu. Bu levhalarin iki köiesinde delikler vardir. Bu deliklerden geçirilen kurdelalarla, levhalar birbirine bailanarak bir kitap halini alirdi. Birinci ve sonuncu levhanin dii yüzeylerinde balmumu bulunmazdi. Böylece kitap kapandiiinda balmumu iç yüzündeki yazilarin silinmesinden korkulmazdi.

Bu levhalarin üzerine neyle yaziliyordu. Kuikusuz mürekkeple deiil. Bu ii için bir ucu sivriltilmii, öteki ucu yuvarlaklaitirilmii çelik kalemler kullaniliyordu. Kalemin sivri ucu ile yazar, yuvarlak ucu ile de düzeltir ya da silerlerdi. iite bizim silmek için kullandiiimiz lastiklerin ilklerinden biri de buydu. Balmumu yazi tahtalari çok ucuzdu. Dolayisiyla karalamalar, notlar günlük hesaplamalar bunlarin üzerine yaziliyordu. Roma'ya uzak Misir'a getirilen papirüs pahaliydi. Bu yüzden de yalniz kitap yapmakta kullaniliyordu.

Ancak iimdi kuriun kalemin ve ucuz kaiidin ortaya çikiiindan sonra balmumu levhalardan vazgeçilebildi. Oysa, bir kaç yüzyil öncesine kadar hiçbir öirenci kemerinde bir balmumu levha olmadan edemezdi. Daha papirüsün en parlak döneminde ona zorlu bir rakip türemiiti. Pariomen!!!

Çok eski zamanlardan beri çobanlikla geçinilen uluslar yazilarini evcil ve yaban hayvani derileri üzerinde yazarlardi. Ama derinin yazi yazmaya uygun bir madde;yani pariomen haline gelebilmesi için iyice terbiye edilmii olmasi gerekti. Bakin bu nasil olmuitu:

ANADOLU YiNE ÖNDE

Eski Misir'in iskenderiye kentindeki kitaplikta bir milyona yakin papirüs tomari bulunuyordu. Bu kitapliiin zenginleiip büyümesinde, Ptolome Sülalesi'nden gelen Firavunlar çok çaliimiilardi. Böylece iskenderiye kitapliii uzun yillar boyunca dünyanin en önde gelen kitapliii oldu. Fakat bir süre sonra bir baika kitaplik,Anadolu'daki Bergama kenti kitapliii onunla yariimaya bailadi.

O sirda hükümdarlik eden Misir Firavunu, Bergama kitapliiini acimasizca cezandirmaya karar verdi ve ülkesinden papirüs gönderilmesini yasakladi. Bergama hükümdari da buna kariilik iöyle bir önlem düiündü: Yurdunun en usta adamlarini yanina çaiirip koyun yada keçi derisinden papirüs yerini tutacak ve yazi yazmaya yarayacak bir madde hazirlamalarini buyurdu. iite o günden sonra Bergama, dünyaya pariomen satan bir yer haline geldi. Yunanca "pergament adini alan Pariomen,doiduiu kentin (Pergamon) adini alarak böyle icat olmuitu. Kisa bir süre sonra Pariomeni katlanabileceii ve defter haline getirilebileceii anlaiildi. Ayri ayri yapraklardan dikilmii kitap da böyle ortaya çikti.

Zamanla Misir'da Papirüs daha az üretilmeye bailandi. Hele Araplar Misir'i aldiktan sonra Misir'dan Avrupa ülkelerine olan papirüs gönderiliii büsbütün durdu. iite ancak o gün pariomen kesin bir zafere ulaiti. Bu, pek de olumlu bir zafer deiildi. Roma imparatorluiu,bu olaydan bir kaç yüzyil önce kuzeyden ve doiudan gelen yari ilkel kavimlerce yikima uiratilmiiti.

Bitmez tükenmez savailar bir zamanlar zengin olan kentleri issiz bir duruma getirmiiti. Her geçen yil yalniz bilginlerden deiil, okuma-yazma bilenlerinin sayisini da azaltmiiti. Pariomen, kitap kopya etmeye yarayan biricik araç olarak kaldiiinda, onun üstüne yazi yazacak kiii de hemen hemen kalmamii gibiydi. Romali kitapçilarin büyük kopya iilikleri çoktan kapanmiiti. Yalniz kral saraylarinda, aidali bir dile mektuplar yazan yazicilar kalmiiti. Bundan baika, kuytu ormanlar da ya da issiz vadilerde kaybolmui manastirlarda sevap iilemek için kitap kopya eden keiiilere de rastlamak mümkündü.

KiTAP...KiTAP!!!

O çailarda kullanilan mürekkep de Romalilarin ya da Misirlilarin kullandiklari mürekkepten ayriydi. Pariomen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi kolay olmayan, özel dayanikli bir mürekkep icat olunmuitu. Bu mürekkep, bugün de bir çok mürekkeplerin yapildiii gibi mazi soyundan (mürekkep kozasi), demirsülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkindan) yapilirdi.

iite artik kaiidin icat edilmii olduiu günlerden kalma eski bir elyazmasinda bulunan ve o zaman ki mürekkeplerin nasil yapildiiini anlatan bir reçete: "Mazilari bir Ren iarabi içine atarak güneie ya da sicak bir yere birakiniz. Elde edilecek sari suyu bir bezden süzdükten sonra ve mazilari da ezdikten sonra bu suyu baika bir iiieye doldurunuz. Bunu, unla kariitirmii, demir sülfat katiniz. sik sik,bir kaiikla kariitiriniz. Güzel bir mürekkep elde etmii olursunuz. Mazilarin yeter derecede, Ren iarabinin da mazilarin içinde kaybolacak miktarda olmasi gerekir. istediiimiz ölçüyü tutturabilmeniz için demir sülfati azar azar koyunuz. Mürekkebi kaleminizle kaiidin üzerinde bir deneyiniz. istediiiniz kadar siyah olmadiiini görürseniz, koyultmak için bir reçine tozu katiniz, sonra da dilediiinizi yaziniz!"

Bu eski mürekkebin iaiirtan bir özelliii vardi. O mürekkeple yazildiiindan önceleri yazinin rengi çok soluk olurdu. Aradan bir süre geçtikten sonra yazi kararirdi. Bizim iimdiki mürekkeplerimiz ise ,içlerine boya katabildiiimiz için daha iyidir. Bu nedenle de bunlari yalniz okuyan deiil, yazan da iyi görebilir. Bir dönemler nasil papirüs pariomene yenildiyse,eninde sonunda pariomen de yerini hepimizin bildiii kaiit'a birakmak zorunda kaldi.

ÇiNLiLER KAiIDI YAPIYOR

Kaiidi ilk yapanlar, Çinlilerdir. 2000 yil kadar önce ,daha Avrupa'da Yunanlilar ve Romalilar ünlü Misir papirüsleri üzerine yazi yazarken, Çinliler kaiit yapmayi çoktan biliyorlardi. Kaiit yapmak için bambu lifleri, bazi otlar ve eski paçavralar kullaniliyordu. Bunlari, bir dibek içinde suyla kariitirip hamur haline getiriyorlardi. Bu hamurdan da kaiit yapiliyordu. Burada kalip olarak incecik bambu kamiiiyla ipekten kafes ieklinde örülmüi çevreler kullaniliyordu.

Kalibin üzerine kaiit kurumadan biraz dökülüp liflerin birbirine yapiimasi ve keçe haline gelmesi için kalip her tarafa eiilirdi. Su, kafesin deliklerinden akar, kafesin üstünde de islak kaiit tabakasi kalirdi. Bu tabakayi dikkatle kaldirir, bir tahtanin üzerine serer ve güneie kurutulardi. Sonunda bu kurutulmui kaiit yapraklarindan bir tomarini tahtadan yapilmii bir baski aracinin altina koyarlardi.

Kaiit Asya'dan Avrupa'ya gelinceye kadar birçok yillar geçti. Bu ii bazi aiamalardan geçti: 704 yilinda Araplar, Orta Asya'da Semerkant kentini aldilar. Orada ellerine geçirdikleri bir çok ganimet arasinda kaiit yapmanin sirrini da alip ülkelerine götürdüler. Bu yolla Araplarin eline geçen kaiit nedeniyle Sicilya, ispanya ve Suriye gibi ülkelerde kaiit fabrikalari kuruldu. Suriye'nin Avrupalilarin Bambiç diye adlandirildiklari Manbiç kentinde de bir fabrika kurlmuitu.

Arap tacirleri karanfil, biber ve güzel kokular gibi doiu mallariyla birlikte Avrupa'ya Manbiç kaiidi da götürüryorlardi. Kaiitlarin en iyisi bütün tabakalar halinde satilan Baidat Kaiidi sayiliyordu. Misir'da çeiitli kaiit türleri yapilmaktaydi. Bunlarin arasinda çok büyük tabakalar halinde yapilan "iskenderiye kaiidi"ndan tutun da, güvercin postalarinda kullanilan küçücük tabakalara kadar her türlü kaiit vardi.

Bu tür kaiit eski paçavralardan yapilmaktaydi. Siyah benekli bir rengi vardi. Iiiia tutulduiunda, yer yer paçavra parçalari bile görülüyordu. Avrupa'nin kendi kaiit fabrikalari ya da o günlerin deyimiyle "kaiit deiirmenleri" görülünceye kadar aradan yüzyillar geçti. Artik XIII. yüzyilda bu tür kaiit deiirmenlerini görmek mümkündü.

BASKININ ÖNDERi

Bu siralarda Almanya'nin Mayence kentinde Johanm Gensfleich Gutenberg adli bir adam kendi bastiii kitabi; yani, baski makinesiyle basilan ilk kitabi gözden geçirmekteydi. Harflerin biçimiyle kitabin düzenli elyazmasi kitaplari çok andiriyordu. Fakat aralarindaki fark yine de uzaktan bile görülüyordu. Siyah ve okunakli harfler törene çikmii askerler gibi düzgün ve dimdik duruyorlardi. Yazicinin (hattat) yazi kalemiyle savaia tutuian baski makinesi çok kisa zamanda onu alt etti. Çünkü elle ancak uzun yillar süresice yapilan kocaman eserler,baski makinesinde bir kaç günde bastirabiliyordu.

Git gide el yazmasi bir kitapla baski makinesinde basilan bir kitap arasindaki benzerlik gittikçe azaldi. Yavai yavai harfler yazmak çok zordu. Oysa, baski makinesi bunu kolayca yapabiliyordu. Böylece kocaman, kalin kitaplarin yerini baski makinesinde basilmii, harfleri okunakli küçük kitaplar aldi.

Elyazmasi kitaplardaki her resmi, ressamlar yapmak zorundaydi. Baski makinesinden basilan kitaplarda ise elle yapilan resimlerin yerini gravürler aldi. Yazi yazan makine,yani baski makinesi, ayni zamandan resim yapan makineye dönüitü. Böylece birkaç saat içinde yüzlerce gravür" yapmak" mümkün oluyordu. Bütün bunlar kitaplari ucuzlatti. Günümüzün kitaplarinda gördüiümüz bailiklar, iç kapaklar, dii kapakklar, gömme bailiklar, bizi hiç iaiirtmaz. Sayfa baiindaki sayilar bize çok doial görünür. Kelimeleri virgülleri gördüiümüzde de "Bu da ne oluyor" diye iaiirmazsiniz herhalde.

Oysa kitaplarda iç kapaiin bailiiin ,gömme bailiklarin ve virgüllerin olmadiii dönemler vardi. Bütün bunlarin ne zaman ve niçin ortaya çiktiiini kesin olarak söylemek bile mümkündür. Sözgeliii, dii kapak 1500 yilinda iu nedenle ortaya çikmiitir. Eskiden kitaplar basilmaz yazilirdi. Bunlar büyük bir çoiunlukla satii için deiil,ismarlama olarak yazilirdi. Bu yüzden kitap yazanin kitabi reklam etmesine hiç gerek yoktu.

Basimevleri için durum daha da farkliydi. Bir basimevi yüzlerce, binlerce sayida kitap basiliyordu. Hem bu bastiii kitaplar ismarlama olarak deiil,doirudan doiruya satii içindi. Bu kitaplara alici bulmak gerekliydi. Bunun için kitabin adini, birinci sayfaya büyük harflerle basmak gerekiyordu. iite böylece kitap kapaii ortaya çikmii oldu. O dönemde kitabin ilk sayfasi kitapçi dükkaninin kapisina asilirdi. Bu, kitabin çikiiini bildiren bir ilan demekti.

Kitabin çikiiiyla, iu ana kadar elde ettiiimiz bilgilerin çoiunu bu yolla elde etmii olduk. Kitaplar belki elektronik bir ortama geçebilir. iu an hali hazirda e-books dediiimiz teknolojik aletler kullanilmakta. Ancak bir geçek var ki, yazinin ölümsüzlüiü... Belki sözcüklerin, belki de düiüncelerin eninde sonunda vücut bulacaii ve kullanacaii yazilardir.. Geçmiiin zorluklariyla geleceiimize pencere açarsak, yazinin icadini aklimizdan çikarmayalim.


Etiketler : [ anadolu ] [ teknoloji ] [ gravür ] [ biber ] [ mektuplar ] [ oyunlar ] [ memur ] [ vergi ] [ reklam ] [ yazarlar ] [ büyüme ] [ OYUNLAR ] [ kalip ] [ ispanya ] [ GÖÇ ] [ gutenberg ] [ pusula ] [ ingilizce ] [ tapinak ] [ yazinin icadi ] [ göç ] [ orta a ] [ M KEN ] [ dat ] [ orman ] [ çelik ] [ asurlular ] [ araçlar ] [ kaiik ] [ ROMA iMPARATORLUiU ] [ almanya ] [ incir ] [ lala ] [ lale ] [ süt ] [ orta asya ] [ kant ] [ KAViMLER ] [ makine ] [ islam ] [ kepler ] [ tutui ] [ kaiit ] [ fransiz devrimi ] [ ilkler ] [ kitaplar ] [ iarap ] [ KEPLER ] [ roma imparatorluiu ] [ mektup ] [ BABiL ] [ asur ] [ semerkant ] [ mühürler ] [ toma ] [ kalem ] [ desenler ] [ resimler ] [ hikaye ] [ pariomen ] [ hikayeler ] [ baidat ] [ tablet ] [ MISIRLILAR ] [ resimleri ] [ çivi ] [ babil ] [ kavimler ] [ çivi yazisi ] [ henry ] [ roma imp ] [ mezar ] [ harf ] [ elektronik ] [ ipek ] [ romalilar ] [ ULUSLAR ] [ KALIP ] [ tailar ] [ icadin ] [ kare ] [ makinesinde ] [ kullanilmiiti ] [ sözgeliii ] [ icadini ] [ aniba ] [ babilliler ] [ tunçtan ] [ anmiilardi ] [ baiiiliyor ] [ iten ] [ içindi ] [ görünüilerini ] [ yazarla ] [ firavunlar ] [ mumlu ] [ geçiyorlardi ] [ büyürse ] [ kivrildilar ] [ büyüklüi ] [ makinesinden ] [ adlandirildi ] [ çam ] [ batakl ] [ iine ] [ PUSULA ] [ sayilar ] [ fabrika ] [ DEiiRMENLER ] [ O Ç ] [ etienne ] [ ihlamur ] [ hlamur ] [ gövde ] [ eski misir ] [ mürekkep ] [ satan ] [ kaiit fabrikalari ] [ had ] [ kuriun ] [ firavun ] [ KAVi ] [ roma imparatorlui ] [ roma imparatorlu ] [ ihlamur aiaci ] [ aya çikii ] [ ierit ] [ erit ] [ misirlila ] [ basimevi ] [ türleri ] [ iNCiR ] [ IHLAMUR AiACI ] [ IHLAMUR ] [ kemik ] [ icat ] [ misirlilar ] [ sila ] [ TEKNOLOJi ] [ TEKNOLOJ ] [ iskender ] [ skender ] [ hali ] [ desen ] [ kürek kemiii ] [ kaiid ] [ KEP ] [ kayin ] [ Çam ] [ deiirmen ] [ kuriun kalem ] [ KAYIN ] [ elektron ] [ akalar ] [ KEMiK ] [ pariömen ] [ YAZININ iCADI ] [ reçine ] [ papirüs ] [ emu ] [ dilimiz ] [ çaila ] [ kapak ] [ oyunlari ] [ RESiMLER ] [ hindistan ] [ ressamlar ] [ bergama ] [ kuran ] [ GÖVDE ] [ fabrikalar ] [ asurlula ] [ karanfil ] [ tuila ] [ koyun ] [ yapraklar ] [ çailar ] [ ELEKTRONiK ] [ muhammed ] [ eft ] [ üslü ] [ deyim ] [ çini ] [ dari ] [ Seva ] [ almanca ] [ gövdeli ] [ yoksulluk ] [ ressam ] [ BiBER ] [ romal ] [ niçin ] [ gut ] [ okuma ] [ savailar ] [ manas ] [ asma ] [ firat ] [ dicle ] [ SURiYE ] [ Muhammed ] [ kur_un kalem ] [ boya ] [ suriye ] [ y l ] [ KiTAP ] [ YAZI ] [ penç ] [ eski çai ] [ DERi ] [ yazi ] [ recine ] [ kep ] [ geçiyorlard ] [ ha ha ] [ slam ] [ tunç ] [ deierli tailar ] [ soluk ] [ yunanlilar ] [ ilk insanlar ] [ m ken ] [ kavim ] [ mazi ] [ pencere ] [ civi yazisi ] [ maya u ] [ palmiye ] [ devrimi ] [ çömlek ] [ mlek ] [ hükümdar ] [ post ] [ berg ] [ çakmak ] [ ormanlar ] [ çiplak ] [ ASURLULAR ] [ plak ] [ BERG ] [ book ] [ slak ] [ benzerlik ] [ kuri ] [ teknoloj ] [ deri ] [ hindi ] [ kita ] [ RESSAM ] [ kareler ] [ kapaklar ] [ tuttu ] [ mürekkeb ] [ teknolojik ] [ l öncesi ] [ p p ] [ çinliler ] [ inliler ] [ imparator ] [ eski ça ] [ lastik ] [ kemer ] [ rnekler ] [ SEMER ] [ örnekler ] [ notlar ] [ KANT ] [ DiiLi ] [ hesaplama ] [ rotatif ] [ BOYA ] [ yazicinin ] [ içat ] [ memurlar ] [ ilk insan ] [ makineÜ ] [ göc ] [ kep e ] [ iskenderiye ] [ cadi ] [ bilgin ] [ eic ] [ nasti ] [ aliimi ] [ örnekleri ] [ ipk ] [ rnekleri ] [ iplak ] [ RSİ ] [ ivi yazisi ] [ ncir ] [ i_ devri ] [ sıla ] [ HiKAYE ] [ CADI ] [ koyuncu ] [ e kitap ] [ Suriye ] [ harfler ] [ SURIYE ] [ dünya dilleri ] [ toz ] [ yoksul ] [ yazma ]