Tarih » Tarihteki ilginç Olaylar

Saat, istiridye ve Politika



Pollen Saati ve ingilizlerin isabetli atiilari
I. Dünya Savaii, ingiltere

Peri masallarindan ve aik romanlarindan farkli olarak, teknoloji tarihinde, özellikle askeri teknoloji tarihinde, her zaman iyi adamin kaybettiii senaryo tekrarlanir.

19. yüzyilda donanma teknolojisi üç önemli icatla büyük bir siçrama gerçekleitirdi. Buhar gücüyle çaliian gemiler, keresteden yapilmii gemileri kullanilmaz hale getiren ateili silahlar, aiir kalibreli silahlara karii demir ve çelikten yapilan zirhlar. Artik gücün yeni ölçüsü silah kalibreleri, gemi zirhlarinin kalinliii, gemiyi hareket ettirecek motorun gücü ve geminin ulaiabileceii en büyük hizdi.

ingiliz Kraliyet Donanmasina giren ve ilk seferlerini ahiap bir gemide yapan denizciler kariyerlerine son noktayi benzin ateilemeli buhar tribünleri olan gemilerde koyuyordu. Bu tür gemiler Birleiik Devletler donanmasindan yeni emekliye ayrilmii gemilere çok benziyordu. 19. yüzyil ve 20. yüzyilin bailari donanma savai araçlari tarihi açisindan en heyecan verici dönemdi.

Buhar teknolojisinin uygulanmasina sira geldiiinde iiin içindeki herkes gemi dizaynindaki teknoloji, taktik ve stratejik deiiiiklikleri kavramiiti. Rüzgar, artik görüi mesafesi ya da çatiimalardan çikan dumanlarin ne tarafa gideceii konusu diiinda anlamsizdi. Mühendislik tam bir uzmanlik alani haline gelmiiti.

Artik stratejik kaygilardan biri uzaklarda tam donanimli üslere sahip olmakti. Yirminci yüzyilin bailarindan itibaren bu üsler Ortadoiu'daki petrol akiiinin kontrolü açisindan daha da önemli hale geldi.

Bu yoiunlaimanin odak noktasi yeni tasarimlar ve deiiiikliklerdi ancak kimsenin aklina silahlarin hedeflerini tutturma konusunda isabetlerini artirmak için çaliima yapmak gelmiyordu. Uzun zamandan beri bu ii ilkel bir biçimde yapiliyordu. Atei açilacak alan belirlenir, mesafeyi gözünüzle ayarlarsiniz, atei emrinin zamanlamasini hesaplar ve atei edersiniz.

Amerikan iç Savaii'nda iki tarafin gemilerinde de dört-bei mil uzakliia atii yapabilen silahlan vardi. Ancak bütün çatiimalar çeyrek mil ya da daha kisa mesafeden yapiliyordu. Silahlar kolayca dönemeyecek, uzak mesafeye ayarlanamayacak kadar hantaldi. Birkaç teorisyen oturup ABD'nin ispanyol Pasifik Filosunu yendiii 1898'deki Manila Savaii'nin sonuçlarini gözden geçirdi. ispanyollar çatiima boyunca limanda demirli kalmiilardi. Kariilikli birkaç mil öteden atei açilmiiti, binlerce atii yapildi ancak bunlarin sadece yüzde üç kadari isabetliydi.

Bu silahlarin menzilleri ve güçlerine kariin isabetli olmamalari, hedefi bulmalarim güçlendirecek bir teknolojinin gereiini doiurdu. 15, 20 hatta 25 santimlik modern bir silahin 100 metre ilerideki bir hedefe isabet kaydetmesi kolaydi. Bu iekilde 18. yüzyildan kalma silahlar bile hedefi tuttururdu. Deniz sakinse yüz metreden hedefi vurmak da mümkündü. Çeyrek mil, yani 400 metre uzakliktan ise hafifçe sallanan bir geminin güvertesinden açilacak atei pek isabetli olmazdi.

Bir mil, 1600 metre uzakliktan hedef tutturmak zor olurdu, on mile çikildiiinda ise kör atii yapmak zorunda kalirdiniz. isabet büyük bir ians eseri idi. Modern silahlarin, on iki hatta on bei millik bir menzile kadar çikabildiii, ancak isabeti garantileyen bir mekanizmanin olmamasi hayli can sikiciydi.

Teorisyenler ise iaiirtici bir sonuca varmiiti. Bir geminin zirhina, silahlarina, motorlarina ne kadar para harcanirsa harcansin, eier bir rakip uzak mesafelerden isabetli atii yapmanin teknolojik sirrini çözebilirse, karii taraf o günün iartlarinda isabetli atii yapacak yakinliia ulaiamadan imha edilmii olacakti. Bu tez, Japonlarin Çarlik Rusya'sinin donanmasini 1905'de Tsuiima'da yendiiinde doirulanmii oldu.

Rus gemilerinin bazilari teknik açidan Japon gemilerinden daha üstündü. Ancak ayrintili bir çaliimayla Japonlar basit ama etkili bir hedef tutturma sistemi geliitirmiiti. Geliimii optik malzemelerle Rus gemilerinin uzakliklarini ölçebiliyor ve ilkel bir atii tablosuyla silahlan hangi iiddetle ateilemeleri gerektiiini hesapliyorlardi.

Japonlar aiaii yukari alti millik mesafeden isabetli atiilar yapmiiti ve bu mesafe o zaman için dikkate deierdi. Ama yine de sonuçta rakiplerinin iiini tamamen bitirmek için onlarin menzili içine girmek zorunda kaldilar. Ancak Ruslar sekiz milden isabetli atii yapacak donanima sahip olsaydi...

Burada sahneye Arthur Hungerford Pollen çikar. Arthur teknik konuda bir dahiydi. Linotype iirketinin yönetim kurulu baikaninin kiziyla evlenmiiti. Linotype ingiltere'nin önde gelen matbaa malzemeleri üreticisiydi. 1900 yilinda Arthur bir arayii içine girdi. Linotype'in ürettiii makineler insanliiin yaptiii en kariiik endüstriyel cihazdi. Binlerce parçadan oluiuyordu. Kaynayan kuriun üreten elektrikli bir ocaia baili yüzlerce tuilu bir daktilo gibiydi. Kuriun, harfleri oluiturmak üzere kaliplara dökülüyordu. Mekanik olarak plakalara yerleitiriliyor, bunlar da kaiida baski yapiyordu.

Pollen 1900 yilinin iubat ayinda kisa bir tatil yapmak üzere Malta'daki amcasini ziyarete gitti. Adaya kraliyet donanmasinda hizmet veren bir kuzeninin gemisiyle gidiyordu. Pollen'e kuzeninin gemisini inceleme olanaii verildi. Bu, hafif bir seyir gemisiydi. Pollen geminin hedef talimini izledi ve çok etkilendi.

Köprüde durup geminin 12-15 cm. çapli silahlarindan çikan mermileri 1.350 metre öteye ulaimasini izledi. Ne rastlantidir ki, Arthur ayni gün Times gazetesinde ingiliz donanmasinin 12 cm. çapli silahlan söküp Boer saflarinda 7.200 metrelik mesafelerde kullanilmak üzere Güney Afrika'ya gönderileceiini öirendi.

Siradan bir vatandai olarak bu silahlarin nasil olup da denizde sadece 1.350 karada ise 7.200 metrelik menzilleri olduiunu sordu. iüphe yok ki aldiii yanit gülümsemeler ve kafa sallamalarla söylenen, "Biliyorsunuz, denizde bazi zorluklar vardir" olmuitu. Pollen o gün, donanmasi için dünyanin en iyi niian alma sistemini geliitirmeye karar verdi.

iyi fikirlere her zaman ihtiyaç vardir ama bu seferki Arthur'un tüm yaiamini mahvetti.

ingiltere'ye döner dönmez kayinpederini hedef kontrol sistemi araitirma ve geliitirme programi bailatmanin vatanlarina karii bir görev olduiu ve iiler yolunda giderse iyi de para kazanacaklarina ikna etti. Arthur Linotype makinelerinin kusursuzluiu ve kariiikliiini göz önüne alip, bu iii becerebileceklerini düiünüyordu.

Sonra, mekanik olarak çözmeye çaliiacaklari bir hipotez sorusu ortaya atti. Soru, birbirine dokuz bin metre uzaklikta, tam hizla birbirine yaklaian ve birbirlerine bin üç yüz elli metre uzakliktan geçecek olan iki gemi üzerine kuruluydu. Bu yaklaima sirasinda ve iki gemi birbirinin yanindan geçtikten sonra, on bei santim çapli bir silahla sürekli isabetli atiilar yapmak için nasil bir hesaplama yapmak gerekliydii

ilk atiita merminin hedefe ulaima süresi otuz saniye olacakti. Silah tekrar yüklenene kadar geçen sürede ise iki gemi birbirine 800 metre kadar daha yaklaiacakti. Her atiita uzaklik deiiitiii için yeni hesaplamalar gerekecekti. Dahasi gemiler birbirine sabit bir hizda yaklaiiyor olmayacakti. Aslinda iki gemi arasindaki uzakliiin deiiime orani bir deiiikendi, çünkü iki gemi arasindaki açi da sabit kalmiyordu.

Rüzgarin hizindan baika, nem orani, barometrik basinç, hava basinci, atmosferdeki yoiunluk deiiiimleri, silahin namlusunun isiyla genleime orani, silahtan ayrilan merminin momentumu gibi bir sürü etken de bu hesaplamayi etkileyecekti. ilk baita hesaba katilmamasina raimen dünyanin kendi etrafinda dönüiü bile, eier hedef farkli bir boylamdaysa merminin düieceii yeri etkileyecekti.

O zamanin teknolojik imkanlariyla bu iiin altindan kalkilmasi mümkün deiil gibi görünüyordu ki, gerçekten de öyleydi. Bir grup matematikçi geminin güvertesinde oturmui, her biri ayri bir deiiikeni hesaplarken, hedef gemi çoktan geçip gitmii ve vardiii limanda tayfasina gece izni bile vermii olurdu.

Ama inatçi Arthur Pollen kolay yilacak biri deiildi. Buna verilecek teknik yanit bir hesap makinesi yapmakti. Bu makine gözlemle girilecek görsel datalari deierlendirip sonucu vermeliydi. Sonraki aiama atei edecek geminin pozisyonu ve yönünün, ayrica sicaklik gibi deiiikenlerin bu verilere eklenmesi olacakti.

Bu iileri yapacak makine, Pollen'in verdiii isimle Saat tüm çarklariyla çaliiip silahlarin hedeflenmesi konusunda hizli bir senaryo çikariyordu ve alet silahi otomatik olarak ateiliyordu. Gözetleyicilerden gelen verilerle ayarlamalar yapilacak, sonunda her iey hazir olacakti. Bir önceki atiiin isabetine göre Saat yeni hesaplamalarini yapacakti. Bu sailandiktan sonra sistem, silahin atei edebileceii kadar kisa süre içinde otomatik olarak atei edecekti.

1904'te Pollen temel bir tasarim yapmiiti. Kuzeni, Arthur'a böyle bir ieye giriitiii için çildirmii olmasi gerektiiini söylemiiti. Dediii gerçekleiiyordu. Pollen bu fikri donanmaya götürüp bir gemide denenmesini istediiinde pek de hoi kariilanmamiiti. Hala otuzlarinda olan genç bir adamdi, denizle ilgili tüm deneyimi sadece bir günlük bir yolculuktu ve doirudan söylenmese de bir Katolikti. Majestelerinin filosunu destekleyen zenginlerin dahil olduiu sosyal çevrenin çok diiindaydi.

Pollen amirallerin incelemesi için gemilerde kullanilan silahlardaki isabetli atii sorununu, bu soruna bulduiu çözümü anlatan belgeler hazirladi. Ancak bunlarin iie yaramasi ihtimali yoktu, çünkü bu belgeler amirallerin anlamayacaii kadar kariiikti. Pollen deli bir bilgin gibi görülmeye bailamiiti. Su altinda giden gemiler, üzerlerinden kalkan uçaklarla öteki gemileri batirabilen savai gemileri, radyo dalgalariyla yönlendirilebilen roketler gibi çilginca projeleri vardi.

Pollen sonunda donanma komutaniyla görüimeyi baiardi. Bu adam Pollen'i büyük bir hoigörüyle dinledi ve icadini deneyebilmesi için birkaç gemiyi kullanmasina izin verdi. ilk sonuçlardan o kadar etkilendi ki, bu icadin incelenmesi için resmi bir kurul oluiturdu. Pollen'in donanmayi dahiyane fikrini kullanmaya ikna etmesi çabasi baiariya ulaimiiti. Sonra ortaya Majestelerinin donanmasindan Teimen Frederic Dreyer çikti.

Bunun gibi hikayelerde mutlaka bir Dreyer olur.

Dreyer, Pollen'in Saat'inin her detayini inceledi. Kariiik iç parçalan bile incelemesine izin verildi. Dreyer notlar aldi, Pollen'le arkadailik etti, onu yemeie çikardi ve sistemin bir kopyasini yapti. Ancak Dreyer'in kopyasi baiarisiz oldu. Pollen'in sistemi, transistörleri birakin, vakum tüplerinin bulunmasindan bile önce yapilmiiti.

Linotype mühendisi bir niian alma uzmanina dönüimüitü ve mekanik cihazinin kusursuz sonuçlar alabilmesi gerekiyordu. Bu kusursuzluk birazcik zarar görürse, tüm hesaplar boia giderdi. John Harrison da yüz elli yil önce ilk kronometreyi icat ederken santimetrenin on binde biri kadar hassaslikla ayarlar yapmak zorunda kalmiiti. Dreyer'in yaptiii kopyanin baiarisizliii muhtemelen orijinalinin ince hesaplarindan yoksun olmasiydi.

Dahasi, Dreyer gizliden gizliye, Saat'in üretimini yapmak için bir iirket kurmuitu. Öyle belgeler hazirlamiiti ki, uzun süredir bu ii üzerinde araitirma yapiyormui gibi görünüyordu. Sonraki yil Dreyer, Pollen'e cihazinin denenmesi için yardimci olurken, kendi sistemini de baika bir gemiye yerleitirmii ayni zamanda bir deneme yapiyordu.

Dreyer'in çevirdiii oyunlar sonucu Pollen'in testi baiarisiz oldu. Test daha yarisina gelmeden donanmanin adamlari, Pollen'in verdiii sözleri gerçekleitiremediiini ilan etti. O siralarda testi yapilan Dreyer'in saati ise Arthur'un cihazindan daha üstün bir performans göstermiiti. Ancak önemli bir ayrinti vardi; deneme sirasinda Kraliyet Donanmasi'ndan bir görevli olarak Dreyer'in orada bulunmasi gerekiyordu ve deneme gerçekten sona ermeden bitmesi için emir veren grubun da içindeydi.

Donanma için çaliian birinin hem o denemeye rakip olmasi, hem de seçici kurulda bulunmasi etik açidan pek sorun yaratmamiiti. Aslinda günümüzün bazi politikacilarinin da böyle bir durum pek umurlarinda olmazdi.

Uygun raporlar sunuldu, Pollen'in projesinden vazgeçildi. Dreyer donanmayla bir anlaima imzaladi. Araitirmalara ilk kendisinin bailadiiini belgelerle ispat eden Dreyer'e Saat'in patenti verildi. Gerçekler hasir alti edilmiiti. iyi fikirler iite böyle devlet anlaimalarina dönüiüyordu.

Hikayenin daha da trajik olan bir yönü var. Zavalli Arthur sessiz kalmayi reddetti. Çizim masasinin baiina oturdu ve Dreyer'in modelinden çok daha üstün bir tasarimla ortaya çikmaya karar verdi. Birkaç yil boyunca gizliden gizliye yeni tasarimi üzerinde çaliiip Dreyer'la savaimaya çaliiti. Ne yazik ki, Pollen kendine bir müttefik bulmuitu ve bu müttefik Amiral Charles Beresford'tu. Beresford karizmatik biriydi ve ayni zamanda donanmanin baii Bobbie Fisher'a da düimandi. Ancak Beresford iyi bir müttefik deiildi.

Nihayet 1909'un sonlarinda Beresford'un yardimlariyla Pollen'in eline ikinci bir ians geçti. Ama artik tüm donanma Dreyer sistemlerini kullaniyordu. Pollen HMS Natal gemisine çikti, malzemelerini yükledi ve cihazini yerleitirmeye bailadi. Geminin kaptani Frederick Ogilvy idi.

Sonunda Pollen'in kariisina dürüst ve makul bir adam çikmiiti. Bu kaptanin tüm kaygisi, donanmasina ve ülkesine hizmet edebilmekti. Ogilvy, silahlarin teknik yanindan çok etkilenen biri olduiundan Pollen'in makinesinin tüm detaylarini öirendi. Amaci bu fikri çalmak deiil, en iyi iekilde kullanabilmekti. Bu iki adam hemen arkadai oldu ve ingiltere'nin denizlerdeki üstünlüiü amacinda birleiti.

Deneme büyük bir baiariyla gerçekleiti. Pollen'in en son geliitirdiii Saat Dreyer'in makinesinden daha üstündü. Limana döndüklerinde Ogilvy Pollen'e kayitsiz iartsiz ve hayatta olduiu sürece destek vereceiine ve donanmanin ona karii olan tutumunu deiiitirmek için elinden geleni yapacaiina söz verdi. Kader sanki önlerinde bir yol açmiyor, alti ieritli bir otoyol inia ediyordu. Pollen'in cihazinin deneme seferinden dönüldükten sonra Ogilvy, Fisher'in onu HMS Excellent'a tayin ettiiini öirendi.

Excellent bir gemi deiil, deniz silahlari araitirmalari yapilan bir kara okuluydu. Excellent'in baiina geçen birinin deniz silahlari konusunda donanmanin en yetkin kiiisi olduiu düiünülürdü. Ogilvy kisa süre içinde Dreyer'in donanmadan atilacaii ve Pollen'in alinacaii sözünü verdi. Hiçbir düiman, Pollen Saati taiiyan bir kraliyet gemisine saldirmaya cesaret edemeyecekti.

Uzun yolcuiunun mutlu sona ulaimasindan duyduiu heyecanla Pollen, Ogilvy ve subaylarina iampanya ve istiridye göndertti ve yeni haberleri beklemek üzere evine gitti. Birkaç gün sonra Ogilvy ve adamlari apar topar hastaneye kaldirildi. Pollen'in gönderdiii istiridyeler tifoluydu! Ogilvy bir ay içinde öldü. Pollen onu tek destekleyen adami öldürmeyi baiarmiiti.

Sonra Beresford kariiti (ayni zamanda Pollen kariiti, Dreyer destekçisi) bir subay Excellent'in yönetimine geldi. Ogilvy'nin son raporu, resmi bir rapor hazirlamaya firsat bulamadiiindan sadece notlar halindeydi ve dikkate alinmadi. Dreyer'in çaiin dehasi olduiunu savunan kariitlari tarafindan Pollen donanmadan uzaklaitirildi.

Alti yil sonra Kraliyet Donanmasi Jutland'de bir savai yapti. Savai dokuz mil uzakliktan bailadi. Gemiler on dört mil uzakliktan bile atei edebiliyordu. ingilizler sürekli isabetsiz atiilar yapiyordu. Ama The Queen Mary adindaki gemide Pollen sistemleri bulunuyordu ve isabetli atiilar yapiyordu.

Donanma bu gemiyi savaitan önce diiaridan satin almiiti. Açilii atiilarinda üç ya da dört isabetli atii yapmiiti. Dreyer sistemleri taiiyan gemilerin ise en iyi skoru ikiydi. Ama ne yazik ki, bu olaydan sonra donanmadan hiçbir hareket gelmedi. Queen Mary isabet aldi ve batti. Savaiin kariiikliiinda Almanlar çekildi. ingilizlerin kaybi daha büyüktü. Savai iki yil daha sürecekti.

1925'de yillar süren mahkeme savailarindan sonra yaili ve yorgun Pollen sonunda Dreyer'in iirketinden patent haklari ihlali nedeniyle 30 bin sterlin aldi. Dreyer uzun ve verimli bir meslek yaiamindan sonra ikinci amiral unvaniyla ödüllendirildi ve emekliye ayrildi.


Etiketler : [ deneme ] [ transistör ] [ OPTiK ] [ ingiliz kral ] [ buhar ] [ teknoloji ] [ iüphe ] [ mide ] [ gaz ] [ mani ] [ ford ] [ genleime ] [ phe ] [ MATBAA ] [ uzlar ] [ oyunlar ] [ matematik ] [ alkan ] [ hizmet ] [ OYUNLAR ] [ gazete ] [ kronometre ] [ kalip ] [ elektrik ] [ matbaa ] [ isim ] [ moment ] [ endüstri ] [ tasarim ] [ TiFO ] [ tifo ] [ dat ] [ orman ] [ tutum ] [ çelik ] [ heye ] [ vakum ] [ ahiap ] [ ingiltere ] [ araçlar ] [ ispanyollar ] [ gemi ] [ GEM ] [ GEMi ] [ arthur ] [ proje ] [ defi ] [ optik ] [ kaygi ] [ makine ] [ uçak ] [ kayg ] [ haber ] [ benzin ] [ tren ] [ ortadoiu ] [ yoiunluk ] [ vatan ] [ tarihi ] [ motor ] [ evren ] [ makineler ] [ roket ] [ libre ] [ yolculuk ] [ sicaklik ] [ toma ] [ basinç ] [ rap ] [ gözlem ] [ öteki ] [ hikaye ] [ hikayeler ] [ rapor ] [ irketi ] [ HOiGÖRÜ ] [ sistemler ] [ tez ] [ retim ] [ radyo ] [ elekt ] [ deiiikenler ] [ Rusya ] [ rusya ] [ harf ] [ tuz ] [ arama ] [ afrika ] [ Hun ] [ gül ] [ performans ] [ KALIP ] [ dalga ] [ icadin ] [ dumanlari ] [ dumanlar ] [ makinesinde ] [ öteden ] [ donanmada ] [ icadini ] [ teden ] [ gelmiyordu ] [ gemisiyle ] [ keresteden ] [ oluiuyordu ] [ deiiitirm ] [ masallarindan ] [ kirler ] [ orgu ] [ iuba ] [ icatla ] [ donanma ] [ uzmanin ] [ uçaklarla ] [ kalibreleri ] [ atiilar ] [ hms ] [ dami ] [ uba ] [ makinesinden ] [ atmosfer ] [ ödül ] [ iirketi ] [ üretim ] [ ilah ] [ john ] [ iso ] [ köprü ] [ küp ] [ BENZiN ] [ mod ] [ çizim ] [ izim ] [ denizler ] [ O Ç ] [ araitirmalar ] [ yönetim ] [ ROMANLAR ] [ u ma ] [ rüzgar ] [ roketler ] [ göt ] [ masallar ] [ kuriun ] [ eklem ] [ sos ] [ petrol ] [ hun ] [ EVREN ] [ STRATEJi ] [ abd ] [ STRATEJ ] [ ierit ] [ malta ] [ erit ] [ mom ] [ Radyo ] [ dünya savaii ] [ icat ] [ mill ] [ japonlar ] [ pozisyon ] [ meslek ] [ TEKNOLOJi ] [ TEKNOLOJ ] [ elektri ] [ çark ] [ maki ] [ toy ] [ kaiid ] [ devlet ] [ kayin ] [ haberler ] [ anlaima ] [ etik ] [ projeler ] [ pas ] [ boylam ] [ ye ol ] [ ROKET ] [ seyir ] [ KAYIN ] [ masal ] [ akalar ] [ kade ] [ SOS ] [ grup ] [ TUZ ] [ karada ] [ PETROL ] [ sosyal ] [ MATEMATiK ] [ strateji ] [ excel ] [ matba ] [ irem ] [ iap ] [ teknik ] [ ABD ] [ GENLEiME ] [ iiddet ] [ mile ] [ iddet ] [ suba ] [ atman ] [ anta ] [ sonuçlari ] [ romanlar ] [ ikna ] [ kaliplar ] [ 1900 ] [ hoigörü ] [ matema ] [ kader ] [ MÜHENDiSLiK ] [ tema ] [ iZiM ] [ ngiltere ] [ mekanik ] [ dahi ] [ TEZ ] [ deiiiim ] [ rete ] [ çatiima ] [ POZiSYON ] [ iirket ] [ irket ] [ dari ] [ savai gemileri ] [ ÖZET ] [ radyo dalgalari ] [ ELEKTRiK ] [ radyo dalgalar ] [ rend ] [ endüstriyel ] [ okuz ] [ mühendis ] [ YÖNETiMi ] [ Dünya savaii ] [ BUHAR GÜCÜ ] [ mekan ] [ yönetimi ] [ ASKER ] [ sallama ] [ test ] [ frederick ] [ SPA ] [ emekli ] [ rant ] [ rdek ] [ MiLL ] [ Matematik ] [ teler ] [ fil ] [ MANA ] [ savailar ] [ hedefler ] [ silah ] [ silahlar ] [ namlu ] [ oktay ] [ dona ] [ roman ] [ asar ] [ belgeler ] [ donanim ] [ sava_ gemileri ] [ Politika ] [ ruslar ] [ özet ] [ uçaklar ] [ yan k ] [ K ST ] [ i yeri ] [ niian ] [ spa ] [ ay e ] [ üphe ] [ ilgin ] [ y l ] [ sonuçlar ] [ KIZ ] [ MiT ] [ tüpe ] [ hastane ] [ edm ] [ iide ] [ ISO ] [ açilar ] [ açilarin ] [ hüzün ] [ harç ] [ lal ] [ tablo ] [ c va ] [ dünya sava ] [ Dünya sava ] [ al ç ] [ k st ] [ denizci ] [ DERi ] [ atalari ] [ atalar ] [ hipotez ] [ daktilo ] [ rüntü ] [ hoigörüyle ] [ güney afrika ] [ politika ] [ mutlak ] [ Üretim ] [ gram ] [ aval ] [ KNA ] [ form ] [ acilar ] [ kariit ] [ tayin ] [ KANI ] [ ispat ] [ ariin ] [ ürdün ] [ momentum ] [ ikna etme ] [ RÜZGAR ] [ plak ] [ kaptan ] [ imza ] [ kulu ] [ döner ] [ Evren ] [ görsel ] [ kuri ] [ hedef ] [ POZ ] [ teknoloj ] [ malt ] [ UÇAK ] [ moi ] [ MATEMAT ] [ tik a ] [ modern ] [ charles ] [ hava basinci ] [ basinc ] [ ILO ] [ arkadailik ] [ tuttu ] [ oje ] [ mana ] [ ekleme ] [ iampanya ] [ ampanya ] [ sona ] [ teknolojik ] [ anlaimalar ] [ RESM ] [ kna ] [ HUN ] [ GÜNLÜK ] [ E EK ] [ LYK A ] [ senaryo ] [ testi ] [ a ina ] [ A IZ ] [ heyecan ] [ inat ] [ notlar ] [ sena ] [ dalgalar ] [ karizma ] [ hesaplama ] [ devletler ] [ ayrinti ] [ iaç ] [ içat ] [ mate ] [ uii ] [ LK A ] [ kayi ] [ Hoigörü ] [ u mak ] [ MİT ] [ moğ ] [ sila ] [ atiima ] [ cadi ] [ iLAHi ] [ ilo ] [ iKNA ] [ bilgin ] [ ilahi ] [ iSO ] [ ilk a ] [ ilginc ] [ lahi ] [ teori ] [ meie ] [ Ai I ] [ ingiliz ] [ FRE ] [ ahin ] [ DİL ] [ japon ] [ asker ] [ eta ] [ tıp ] [ e devlet ] [ raporu ] [ iğde ] [ ortado ] [ kariyer ] [ DERĞ ] [ mira ] [ ilginç ] [ HiKAYE ] [ POZi ] [ İZLE ] [ mese ] [ CADI ] [ arsi ] [ arsin ] [ Ingiltere ] [ O G ] [ IZIM ] [ harfler ] [ HOiG ] [ SOSYAL ] [ deha ] [ amerikan iç savaii ] [ LKA ] [ lka ] [ sözler ] [ k roman ] [ jest ]