ingiliz Elçisinin Yanliii
ingiliz Elçisinin Yanlii Hesabi Büyükada'dan Döndü
iubat 1807, istanbul açiklari
Türkiye'nin Ekim 1998'de Suriye'ye uyguladiii ve Abdullah Öcalan'in ülkeden çikarilmasini sailayarak istediii sonucu da aldiii "silahli diplomasi" tarihte büyük devletler tarafindan zaman zaman uygulanan bir yöntemdi. Silahli kuvvetlerin açikça harekete geçirilip savai tehdidi ile üzerine yürünülen ülke daha zayif veya o anda savaia hazir deiilse ödün vermek, geri adim atmak zorunda kalirdi.
Türkiye 20. yüzyilin sonunda bunu ilk kez uyguladi -ve böylece "büyük devlet" olduiuna belki kendisi de inandi- ama baika büyük devletler bu yönteme daha önce çok baivurmuilardi. Ancak her zaman istedikleri sonucu aldiklari söylenemez. Nitekim ingiltere 19. yüzyilin bailarinda Osmanli imparatorluiuna karii ayni yöntemi denedi ancak amacina ulaiamadi. Büyükada önlerine kadar gelen ingiliz savai gemileri elleri boi dönmek zorunda kaldi.
Nisan 1789'da tahta çikiiinin hemen ardindan meydana gelen Fransiz Devrimi'nin estirdiii rüzgarlarin da etkisiyle III. Selim Osmanli imparatorluiuna yeni bir düzen "Nizam-i Cedid" getirmeye çaliiiyordu. Fransiz Devrimi'nden etkilenmiiti ama 1798'de Misir ve Suriye'yi iigal eden General Napolyon'dan doial olarak hoilanmiyordu. Hatta bu sirada III. Selim ingiltere ve Rusya'ya yanaiacak ve onlarla ittifak yapacakti.
Daha sonra kendisini "Fransa imparatoru" ilan eden Napolyon'u III. Selim bailangiçta yine tanimadi ve doirusu pek ciddiye almadi ama Napolyon'un komutasindaki Fransiz ordulari Avrupa'yi bir baitan diier baia hallaç pamuiu gibi atmaya bailadiiinda Osmanli padiiahi da ülkesinin eski dostu Fransa'ya ve Napolyon'a yakinlaimak gereiini duyacakti. Napolyon'un Avrupa'yi kasip kavurmasi ve Osmanlilarin geleneksel düimani Ruslarin üzerine yürümesi III. Selim'in iiine geliyordu.
Böylece III. Selim'in tavri hizla deiiiecek ve Fransa ile ittifaka yönelirken ingiltere ve Rusya'yi kariisina alacakti. Napolyon'un da istediii bu idi. Osmanlilarin ve iran'in güneyden Ruslari sikiitirmasini isteyen Fransiz imparatoru en güvendiii adamlarindan birini, General Sebastiani'yi istanbul'a elçi olarak gönderdi.
Fransiz general gerçekten de istanbul'da çok iyi kariilandi ve özel bir yakinlik gördü. O kadar ki, Hiristiyan elçilerinin Osmanli hükümdarinin huzuruna kiliçlariyla kabul edilmemesi yerleimii bir kural, bir gelenek olmasina raimen Sebastiani kiliciyla sultanin yanina girebilen ilk Avrupali elçi oluyordu. Askeri baiarilarina hayranlik duyduiu Fransa ve Napolyon'un desteiiyle III. Selim ordusunu modernleitirip, güçlendireceiini umuyordu.
Böylece süreç hizla Rusya ve ingiltere aleyhine geliimeye bailayinca ingiltere "silahli bir diplomasi" uygulayarak III. Selim'i bu politikadan uzaklaitirmaya ve yeniden kendilerinden yana dönmesini sailamaya karar verdi. Elbette ingiltere büyük bir güçtü ve bunu ilk kez denemeyecekti. Son olarak Nisan 1801'de Danimarka'ya yönelik olarak bunu denemiiler ve Kopenhag önüne gönderdikleri Kraliyet Donanmasi'nin toplari ateilenince istedikleri sonucu almiilardi.
Ayni iey istanbul için de uygulanabilirdi; Çanakkale'den girerek Marmara'yi geçen gemiler Sarayburnu'na gelerek toplarini Topkapi Sarayi'na çevirdiklerinde III. Selim'in dize geleceiine inaniyorlardi. iki yildir istanbul'da ingiliz elçisi olan Charles Arbuthnot Osmanli yöneticilerini ve III. Selim'i iyi tanidiiina inaniyordu ve Londra'ya yolladiii raporlarda Osmanli padiiahinin Sarayburnu'nda ingiliz savai gemilerini gördüiünde yelkenleri suya indireceiinden kuiku duymadiiini yaziyordu. Sultan, Boiaziçi'nde bir savaia giriimektense Bosna'da Fransizlarla bir savaia girmeyi tercih ederdi.
ingiltere bu doirultuda hazirliklara giriierek Plymouth'dan yola çikan savai gemilerine Doiu Akdeniz rotasi verirken istanbul'daki ingiliz elçisi Arbuthnot da Osmanli yönetimine bir ültimatom vererek Fransiz elçisi Sebastiani'nin ülkesine geri gönderilmesini talep etti. Çünkü Fransiz elçisinin Osmanli baikentindeki faaliyetleri Fransa ile ingiltere arasindaki savaita tarafsiz olduiunu söyleyen Osmanli devletinin bu konumuna uygun düimüyordu. Ancak Osmanlilar hiç de orali olmadilar ve ingiliz elçisinin taleplerine olumlu bir yanit vermediler. Hatta tam tersine Charles Arbuthnot'un bu tutumu öfkeye yol açti ve istanbul'da istenmeyen adam haline gelmeye bailadi.
Bu arada ingilizlerin bu giriiimleri kariisinda Boiazlar'dan bir saldiri olasiliiina karii Çanakkale Boiazi'ndaki savunma mevzileri, eski kaleler de Fransizlarin desteiiyle teknolojik olarak güçlendirilmeye bailandi. Öte yandan ingiliz elçisi ve istanbul'daki ingiliz vatandailarina da tehdit yaimaya bailamiiti. Bu durum kariisinda daha önce gelip Galata önlerinde demirlemii olan bir ingiliz firkateynine binen elçi ve bazi önde gelen ingiliz vatandailari gerilimin doruk noktasina ulaitiii 1807 yilinin Ocak ayi sonlarinda Marmara'ya doiru açilmak ihtiyacini hissettiler.
Aslinda ingiliz elçisi gerilimi tirmandirma politikasini erken bailatmii ve henüz ingiliz savai gemileri Boiazlarda görünmeden doruk noktasina ulaian krizi yönetebilecek tarzda bir silahli gücü arkasina alamamiiti. istanbul'daki ingilizleri Çanakkale'ye doiru götüren savai gemisini boiaz çikiiinda ancak üç gemi daha bekliyordu ve bunlar "silahli diplomasi" için yeterli bir güç deiildi. Malta'ya haber gönderilerek on gemi daha ve çikarma birlikleri istendi.
Bir yandan Gelibolu'ya çikarma yapilacak, bir yandan da istanbul'a kadar gidilecekti. Ancak Amiral Duckworth'un komutasinda yedi geminin daha Çanakkale Boiazi açiklarina gelmesi için on gün geçecekti. On bir gemiye ulaian ingiliz filosu bundan sonra bir on gün daha rüzgarin uygun hale gelmesini beklemek zorunda kalacak ve ancak 19 iubat 1807'de Kraliyet Donanmasinin gemileri tarihlerinde ilk kez Çanakkale Boiazi'na girip ilerlemeye bailayacaklardi. Boiazin savunma mevkileri ingiliz gemilerine atei açtilar ama gemilere bir zarar veremediler. Bazi eski Osmanli gemileri de düiman filosuna atei açacak ancak etkili olamayacaklar ve karii ateile bazilari batirilacaklardi.
Böylece Amiral Duckworth'un küçük filosu Marmara'yi geçti ama Topkapi Sarayi'ni tehdit edecek kadar Boiaziçi'ne sokulamadi. Çünkü Karadeniz'den esen güçlü rüzgar ve iiddetli akinti ingilizlerin gemilerini istediii yerde demirlemesine olanak tanimiyordu. Zorunlu olarak ancak Büyükada önlerinde demirleyebildiler. Ama istanbul'a on kilometreden uzak olan bu mesafeden toplarin bir tehdit unsuru olmasi pek mümkün deiildi. iki gün boyunca ingiliz gemileri adalar civarinda dururken bu gücü arkasina alan ingiltere elçisi Arbuthnot da istanbul'a gelmii kendince çeiitli temaslar yapiyor, sonuç almaya çaliiiyordu.
ingiliz gemilerinin adalara kadar gelmesi tabii ki Topkapi Sarayi'ni endiielendirmiiti. Ama daha sonra kiyiya pek sokulamadiklari fark edildi ve kentte savunma önlemleri alindi. Sadece bir firkateyn Galata önlerine gelebilmiiti. ingiliz elçisinin tehditlerine pek aldirmayan Osmanli yöneticileri tam tersine Arbuthnot'u tehdit ettiler. Halkin galeyan halinde olduiunu ve her an kentteki yabancilara saldirilarin bailayabileceiini söyleyerek bir an önce çekip gitmelerinin en iyi yol olacaiini bildirdiler.
Amiral Duckworth 22 iubat sabahi gemilere istanbul'u bombalamalari emrini verdi ama hemen geri aldi. Çünkü kente fazla sokulamadan yapilacak bir bombalama pek bir iie yaramayacaii gibi çikarma birlikleri de olmadiii için etkili bir sonuç vermesi de beklenemezdi. Kentin bir kisminda hasara meydan verebilecek bombalar uzun vadede ingiltere ile Osmanli imparatorluiu arasinda çok daha büyük ve kalici bir düimanliiin doimasina yol açmaktan baika siyasi bir sonuç üretemeyecekti.
Sonuçta ingilizler iubatin son günü tasi taraii toplayip Marmara'ya doiru açildilar. Bu iç denizde kalmayi güvenli görmeyen Amiral Duckworth gemilerini Çanakkale Boiazindan geçirerek Ege'ye çikaracak, bu arada bu kez boiazdan geçerken Osmanli toplari daha isabetli atiilar yapinca bazi gemileri de yara alacakti. Ege'de bir Rus filosu ile buluian ingilizler geri dönüp birlikte istanbul'u bombalamayi tartiitilar ama bunun bir yarari yoktu.
Bunun üzerine her iki filo da Akdeniz'e doiru yola çikarken ingiltere'nin "silahli diplomasi" denemesi tam bir fiyaskoyla sonuçlaniyor, istanbul'da ise kutlama gösterileri düzenleniyordu.
Etiketler : [ deneme ] [ atom ] [ osmanli devleti ] [ tarih ] [ reme ] [ teknoloji ] [ TARiH ] [ kent ] [ civa ] [ fransa ] [ YÖNTEM ] [ tere ] [ demir ] [ marka ] [ osmanli imparatorluiu ] [ pen ] [ dii ] [ savai ] [ sava ] [ tutum ] [ misir ] [ istanbul ] [ stanbul ] [ osmanli ] [ osmanl ] [ ingiltere ] [ evrim ] [ adam ] [ teki ] [ gemi ] [ GEM ] [ GEMi ] [ kuvvet ] [ çanakkale ] [ anakkale ] [ kale ] [ doiu akdeniz ] [ yöntem ] [ padiiah ] [ napolyon ] [ haber ] [ MISIR ] [ vatan ] [ fransiz devrimi ] [ LAH ] [ atei ] [ iran ] [ alacak ] [ OSMAN ] [ nine ] [ karar ] [ rap ] [ Osmanli Devleti ] [ rapor ] [ 1789 ] [ OSMANLI DEVLETi ] [ ATOM ] [ OSMANLI DEVLET ] [ nisan ] [ deniz ] [ türk ] [ metre ] [ yazi ] [ londra ] [ verem ] [ rusya ] [ Rusya ] [ arama ] [ ense ] [ boyun ] [ arilar ] [ galata ] [ iDiL ] [ oktu ] [ kilomet ] [ batin ] [ demirle ] [ iuba ] [ donanma ] [ atiilar ] [ uba ] [ faali ] [ almad ] [ ilah ] [ karma ] [ karadeniz ] [ yönetim ] [ yönetici ] [ akinti ] [ eller ] [ mod ] [ cedid ] [ nemi ] [ türkiye ] [ mara ] [ ask ] [ DIL ] [ boia ] [ hall ] [ yabanc ] [ yabanci ] [ u ak ] [ u ma ] [ rüzgar ] [ ocak ] [ göt ] [ YAZI ] [ eklem ] [ ÇANAKKALE ] [ ANAKKALE ] [ bati ] [ KAV ] [ bat ] [ selim ] [ abd ] [ ekim ] [ malta ] [ ATEi ] [ OSmanli ] [ OSmanl ] [ ural ] [ TÜRKiYE ] [ TEKNOLOJi ] [ TEKNOLOJ ] [ devlet ] [ bolu ] [ nizam-i cedid ] [ kriz ] [ halk ] [ Demir ] [ Türk ] [ ske ] [ akdeniz ] [ iRAN ] [ eyhi ] [ VEREM ] [ kiliç ] [ ersin ] [ ülke ] [ osmanlilar ] [ devrim ] [ ABD ] [ iiddet ] [ mile ] [ iddet ] [ DENiZ ] [ avrupa ] [ lenin ] [ baikenti ] [ Osmanli imparatorluiu ] [ kui ] [ uydu ] [ temas ] [ SiYASi ] [ çanakkale boiazi ] [ gelenek ] [ DEMiR ] [ OSMANLI ] [ SAVAi ] [ SAVA ] [ tema ] [ hale ] [ ngiltere ] [ asli ] [ rete ] [ TÜRK ] [ HUZUR ] [ alaca ] [ bului ] [ dari ] [ savai gemileri ] [ OSMANLI iMPARATORLUiU ] [ nak ] [ kra ] [ diz ] [ etr ] [ boi ] [ YÖNETiMi ] [ fransizlar ] [ ege ] [ kut ] [ deste ] [ isa ] [ REME ] [ adalar ] [ yönetimi ] [ ASKER ] [ FRANSA ] [ LENiN ] [ ost ] [ danimarka ] [ TERE ] [ fil ] [ Deniz ] [ osman ] [ SELiM ] [ MARKA ] [ silah ] [ dona ] [ Kopenhag ] [ SURiYE ] [ asar ] [ ifa ] [ M T ] [ sava_ gemileri ] [ nizam ] [ Politika ] [ rus ] [ ruslar ] [ suriye ] [ ki i ] [ e itti ] [ SMA ] [ 7 yy ] [ üni ] [ ayran ] [ iide ] [ okul ] [ tarti ] [ tart ] [ BULUi ] [ kaian ] [ DiL ] [ in ac ] [ DERi ] [ kavu ] [ hiz ] [ GAL ] [ aliç ] [ yarak ] [ sara ] [ arai ] [ arz ] [ Misir ] [ sultan ] [ politika ] [ teb ] [ dize ] [ nisan 1 ] [ Selim ] [ elleri ] [ Osmanli baikenti ] [ nokta ] [ devrimi ] [ amac ] [ hükümdar ] [ elebi ] [ çile ] [ örme ] [ O i ] [ Tere ] [ RÜZGAR ] [ diplomasi ] [ gelibolu ] [ ulai ] [ hisse ] [ aiil ] [ oral ] [ teknoloj ] [ malt ] [ topkapi sarayi ] [ SUR ] [ MAT ] [ moi ] [ tui ] [ fransiz ] [ huzur ] [ modern ] [ charles ] [ Yönetici ] [ bildi ] [ gerilim ] [ Nizam-i Cedid ] [ Boia ] [ ILO ] [ abdullah öcalan ] [ yönet ] [ kilo ] [ siyasi ] [ isan ] [ YARAK ] [ EVRIM ] [ ekleme ] [ mine ] [ teknolojik ] [ BOiAZLAR ] [ demi ] [ imparator ] [ BOiA ] [ a ina ] [ osmanli devlet ] [ aslar ] [ LiON ] [ görme ] [ diim ] [ yaban ] [ güney ] [ tah ] [ devletler ] [ iaç ] [ kav ] [ Tarih ] [ LK A ] [ c a ] [ re el ] [ ilk a ] [ arac ] [ moğ ] [ e ii ] [ sila ] [ bailam ] [ LİON ] [ HIZ ] [ i AY ] [ ilo ] [ ASLI ] [ i ti ] [ ing ] [ nandi ] [ dila ] [ i am ] [ ingiliz ] [ dailar ] [ ahin ] [ Ask ] [ asker ] [ miyo ] [ araĞ ] [ i_ devri ] [ iahin ] [ anakkale boiazi ] [ leti ] [ iğde ] [ talep ] [ O Ğ ] [ ilaç ] [ kom ] [ DERĞ ] [ padi ] [ tav ] [ mira ] [ tuğ ] [ KiLO ] [ ıra ] [ İran ] [ CANAKKALE ] [ İRAN ] [ mami ] [ KRiZ ] [ e is ] [ bos ] [ Iran ] [ Ingiltere ] [ SIYASI ] [ Suriye ] [ IDIL ] [ olum ] [ aiaç ] [ SURIYE ] [ OSMANLI D ] [ hin ] [ kağan ] [ ürün ] [ AiAÇ ] [ SAV ] [ mat ] [ LON ] [ A NA ] [ ailarin ] [ but ]